<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802</id><updated>2012-02-16T16:11:00.295+02:00</updated><category term='Acı'/><category term='crazy gedgets'/><category term='mykonos'/><category term='Portekiz'/><category term='Sarhoş Bünye'/><category term='stres'/><category term='götünerahatbatanoğulları'/><category term='içimde kalacağına burda kalsın'/><category term='muhabbet'/><category term='Akademik Hayat'/><category term='Film'/><category term='gezi yazısı'/><category term='iç dökmece'/><category term='sevgilerimle'/><category term='kış gelmiş kıçımıza girmiş'/><category term='ben yaptım oldu'/><category term='Müyap'/><category term='Nefret Ölüm'/><category term='Duygular'/><category term='Aşk'/><category term='blogger engelleme kararı'/><category term='ruhsal bunalım anları'/><category term='her telden'/><category term='psikoloji'/><category term='insan halleri'/><category term='katatonia'/><category term='sosyal ağ'/><category term='yasaklarına da al git'/><category term='Wolsvagen'/><category term='fesatlık'/><category term='yeter ulan'/><category term='Sütla.'/><category term='duygu patlaması'/><category term='serzenişte'/><category term='internet sansürüne hayır'/><category term='Son'/><category term='WosWos'/><category term='Sevgi'/><category term='Microbus'/><category term='Ankara'/><category term='ordan burdan şurdan'/><category term='hikaye'/><category term='Kimyasal Tehlike'/><category term='life is life'/><category term='dizi'/><category term='bildiri'/><category term='İçten gelen'/><category term='Dekorasyon'/><category term='hypnogaja'/><category term='İstanbul'/><category term='digiturk skandalı'/><category term='Müzik ve Ötesi'/><category term='Tutku'/><category term='Stil'/><category term='eleştiri'/><category term='protesto'/><category term='System of a Down'/><category term='ne bileyim işte'/><category term='Bel Air'/><category term='internette özgürlük'/><category term='hafif müzik'/><category term='tatil'/><category term='London'/><category term='sikkoloji'/><category term='Ford Mustang'/><category term='arada bir..'/><category term='Acıdan doğar insan'/><category term='Siir'/><category term='Özeleştiri'/><category term='az biraz nasihat'/><category term='Divane Aşık Gibi..'/><category term='Chevrolet'/><category term='kayıp hikayeler'/><category term='anlık hissizlikler'/><category term='Müzik'/><category term='Yeni Hayat'/><category term='Mola'/><category term='Gerçekler'/><category term='koya koya bitiremediğim'/><category term='karmaşık'/><category term='Sevgi Duygular'/><category term='saçılmış düşünceler'/><category term='can sıkıntısı'/><category term='hastalıklar ve çözümleri'/><category term='insan ilişkileri'/><category term='ufak şeyler de büyür'/><category term='konu yok'/><category term='Slash Anısına'/><category term='..'/><category term='anket'/><category term='Moda'/><category term='Ölüm'/><category term='fikir fırtınası'/><category term='Anı'/><category term='music'/><category term='helloween'/><category term='Nefret'/><category term='saçma ama ben yaptım'/><category term='eski bir eski'/><category term='amınakoyiyimamınakoyiyimamınakoyiyim'/><category term='hikayeler anlatıldı'/><category term='şükela'/><category term='Yiyecek- İçecek'/><category term='Hay ben senin aklını ...'/><category term='Sevda'/><category term='grip'/><category term='eğlence'/><category term='Ubuntu'/><category term='edebiyat'/><category term='engelleri kaldır'/><category term='kış'/><category term='kısa kısa'/><category term='Üniversite'/><category term='Romantik Komedi'/><category term='blogumadokunma'/><category term='Şiir'/><category term='ruhsal otuzbir'/><category term='dream theater'/><category term='hayatta her şey var'/><category term='anasının nikahı'/><category term='Oyun'/><category term='Missing Parts'/><category term='dost kazığı'/><category term='fantasy'/><category term='Mercedes'/><category term='Hayat'/><category term='greece'/><category term='sosyal medya'/><category term='wicca'/><category term='draconian'/><category term='VosVos'/><category term='requiem for a dream'/><category term='Cartman'/><category term='Bir kaç satırlık'/><category term='thinkgeek'/><category term='sinir'/><category term='Yüzleşme'/><category term='Ayrılık'/><category term='geek'/><category term='Chevrolet Impala'/><category term='Arabalar'/><category term='damn good'/><category term='mythology'/><category term='garip ulan bu'/><category term='Özgürlük'/><category term='mitolojik varlık kafası'/><category term='europe'/><category term='Sağlığa zararlı bünye..'/><category term='Mustang Shelby'/><category term='Sevilenler'/><category term='reklam'/><category term='kendine nasihat'/><category term='Kişisel'/><category term='kısa yazılar'/><category term='analiz'/><category term='pornoma dokunma'/><category term='İnternet Alemi'/><category term='metallica'/><category term='Hoş Bir Anı'/><category term='EGO'/><category term='şuursuz haraketler'/><category term='online shopping'/><category term='karmaşa'/><category term='İdealler'/><category term='scorpions'/><category term='Araba Tutkusu'/><category term='çok ironik'/><category term='internet'/><category term='sansüre hayır'/><category term='hafif'/><category term='gece 3'/><category term='Shelby'/><category term='Super Bock'/><category term='Doğa için çal'/><category term='kitap'/><category term='Hayvanlar Alemi.'/><category term='tanımlanamayan insan türü'/><category term='öyle böyle şöyle'/><category term='Naylon Poşet'/><category term='Sıç da bokunla oyna..'/><category term='viral etki'/><category term='Dünyanın en şeker kedisi'/><category term='Mutluluk'/><category term='Impala'/><category term='Sinema'/><category term='Şerefsizlik örnekleri'/><category term='gece yarısı muhabbetleri'/><category term='ben bugün bir garip oldum'/><category term='kelimeler kifayetsiz'/><category term='genel'/><category term='wiccalık hakkında genel bilgi'/><category term='santorini'/><category term='theory of a deadman'/><category term='Alıntı'/><category term='avantasia'/><title type='text'>Hüzün Kovan Kuşu</title><subtitle type='html'>"Kim söyledi ki normal olduğumu?"</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>286</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-8677445452576923227</id><published>2012-02-16T16:11:00.000+02:00</published><updated>2012-02-16T16:11:00.299+02:00</updated><title type='text'>Kırmızı Kar</title><content type='html'>Hah diyorsun hayat bu sefer yoluna giriyor; bir bakıyorsun karşı komşu kendini camdan atıyor. Zaten neye uğradığını şaşırmış beynin afallıyor önce. Camdan temiz hava almaya niyetlenmiştin oysa; bir cesedin taş zemine çarpışını izlemeye değil. Neye uğradığımı bol bol şaşırıyordum bu günlerde; ama şu manzarayı yaşamak üpertiyor beni, bir yaşama son vermek nasıl bu kadar kolay olabilir?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayatın değerini komşunun eşinin çığlıklarıyla anlıyorum; kadıncağızın garip feryadı oh olsun sana der gibi sanki, midem kalkıyor o an; göz göze geliyoruz kadınla tek bir damla göz yaşı yok. Ama o da biliyor ağlaması gerektiğini; yoksa insanlar garipser henüz dul kalmış kadını. Başımı sallıyorum, birden ağlamaya başlıyor. Sanki yüzümdeki şaşkın, korkmuş ve yorgun ifadeden anlıyor benim de içimin o an bir çok şeye yandığını. Susuyoruz; o çığlık çığlığa haykırıyor, bıraksalar atlayacak o da eşinin arkasından... Ambulans ve polis sirenleri ile geliyorum kendime; bir ruhun daha gidişini, başka diyarlara doğru yol alışını izliyoruz öylece.... Zaman akıyor; birazdan herkes normal hayatına dönecek, peki ya o kadın? Bunu kaldırabilecek mi? Bilemiyoruz, muammalarla dolu hayatımıza geri dönüyoruz...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu olay beni onca yaşadığım şeyin üzerine düşündürüyor; ulan hayat bu kadar mı ucuz bu kadar mı basit dedirtiyor. Eğer bu kadar basitse bizler neden onca sıkıntıyı sırtlanıp yürüyoruz, her şeye rağmen başarma isteğini neden taşıyoruz. Bir kez daha inanıyorum tüm bunların gelip geçici ama yıkmayacak şeyler olduğuna. Eğer o adam olsaydım belki ben de atlardım. Kim bilir belki karısı onu aldattı, belki hiçbir zaman ödeyemeyeceği kadar borcu var, belki de cinnet geçirdi; ya da sadece hayat ağır geldi...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zamanı ileri almak istiyorum bazen; şöyle bir kaç ay sonrasına gitmek ve tüm bu yaşadıklarımın aslında geçici ve çözümü olan şeyler olduğunu görmek istiyorum. Ama hayat ileri saramıyor işte kendini, hak edilmeyen acılar ve hak edilmeyen sıkıntıları bir bir sunuyor insanın önüne.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Benimki çok komiktir belki, belki kimine göre hiçbir şeydir sevmek, özlemek, kaybetme korkusu. Belki verilen onca değer, harcanan onca zaman, sarf edilen onca çaba bu iç burukluğuna değmez. İnanmak istiyorum hepsinin bir gün geçeceğine ve tüm bunlara güleceğimize... O sevginin, o değerin hak ettiğini bulacağına inanmak... Belki de kırmızı kar yağmasını umarsızca beklemek gibi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-8677445452576923227?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/8677445452576923227/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2012/02/krmz-kar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/8677445452576923227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/8677445452576923227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2012/02/krmz-kar.html' title='Kırmızı Kar'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-37412402195742817</id><published>2012-02-05T05:05:00.001+02:00</published><updated>2012-02-05T05:08:21.235+02:00</updated><title type='text'>Sessizlik Zamanı</title><content type='html'>&lt;br /&gt;
Gidip unutacak bir yer bulalım. Ne de olsa bunların acısından şiddetli bir beyin hasarı kurtarır beni. Zamanda küçük bir boşluk var sanki; ve giderek büyüyor. İçine çekiyor beni karanlık. Unutmayı dilediğim tek şey bu değil elbet; yaşanmışlıklar silinirse belki nefes alabilirimlere inanmak da saçma. Hem ne oldu ne bitti anlamadan yersiz bir sinir krizi ile onca şeyin katili ve maktulü olmak da pek bir akıl karı değil. Evet yine ve yeniden hata benim. Sakinliğini koruyamayan ruhumun bahanesi yok; düpedüz delilikti işte ve ben şimd burda kendi derdime bile yanamıyorum...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hep küçük mutlulukların, ufacık hayallerin, kocaman bir sevginin ve sonsuz değerin katili oluyorum ben. Sahibi olduğum ve var olduğundan dolayı zararın en büyüğünü gördüğüm inat huyu bitiriyor beni. Hem beklemeyi bilmeyen, tüm çabalarımla atmaya devam eden kalbim inan ki söz dinlemiyor. Kızıyorum bu duruma ama bir türlü öğrenemiyorum işte o bende olmayan sabrı. O kadar kaybettirmiş, o kadar elimden almışlığı var ki hayatın; artık ona değil kendime kızıyorum. Bir yerde bir suçlu varsa mutlaka ben olmalıyım; yoksa bunca acı olmazdı hayatımda. Hem biliyorum tüm ruhunla, kalbinle, beyninle sevmek büyük ve tedavisi olmayan tek hastalık. Güçlü olmamı istedi, bekleyebilmeyi öğrenmemi. Neden göremez bilemiyorum; hayatta hep güçlü olduğumu ve hep beklediğimi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hiç kolaylaştırmazlar işleri, sanki zevk alıyor acı çekmemden. Neden bilmiyorum; tek suçlu cidden ben miyim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi nefes alıyorum ama...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Verilen her söz öylece, gerçekten ve acımasızca uçup gider mi ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bilirim ama' dan önce söylenenlerin hiçbir önemi yoktur, sustuklarım konuştuklarımdan fazla belki...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yine de beklemenin acısı doğum sancısı kadar büyüyor,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve şimdi uzun bir aradan sonra sessizlik zamanı...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Burda gülmeyi unutuyoruz...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve alkışlıyorum kendimi yine ve yeniden onca şeyi berbat ettiğim tek bir kelime, tek bir his adına...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kırgınlıklarım da, kızgınlıklarım da, kaybetmişliklerim de benim suçum...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kabul ediyorum; ben, adam gibi yaşamayı beceremedim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-37412402195742817?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/37412402195742817/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2012/02/sessizlik-zaman.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/37412402195742817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/37412402195742817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2012/02/sessizlik-zaman.html' title='Sessizlik Zamanı'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-5210523637618987282</id><published>2012-01-28T16:18:00.000+02:00</published><updated>2012-01-28T16:18:01.157+02:00</updated><title type='text'>Her Başlangıç İyidir</title><content type='html'>Üşüyorum...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Havanın soğuk olması değil tüm bunlara sebep olan, insanın kalbi üşüdü mü ısınmamaz ne yapsa. Soğuğu severim ben yalanı burada devre dışı kalıyor işte bu yüzden. Hayatı sevdiğim kadar seviyorum evet, bu yüzden belki kendimi tırmalayışım. Dışarıdan bir renk aramak, bulmak değil ki benim çabam; var olanı anlamlandırmayı seviyorum. Evet inatçıyım ben; bir yola baş koydum mu vazgeçmek bilmiyorum. Hayatımın her alanında yapamıyorum bunu belki ama bir işe koyulursam onu bitirene kadar gördüğüm zarar umurumda olmuyor işte; bitirdiğimdeki, başardığımdaki haz her şeyi alt ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zaman kavramını hala sevmiyorum; saatler bana yetmiyor, günler ellerime batıyor. Yaşlanmak değil mevzu; ölüme olan merakımı inkar da etmiyorum... Yaşadığım her saniyenin tadı başka olmalı; tek sorun bu.. Evet inandığım, israr ettiğim, yeri geldi mi suyunu çıkartığım şeyin olmasını istiyorum. Çok garip geliyor kimine, kimileri ise bu mücadelemi ayakta alkışlıyor; bense hepsini yürekten selamlıyorum...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
En az benim kadar inatçı bir keçiyle uğraşmak yormuyor değil beni, ama ben yorulmayı seviyorum; bol bol dinlenme hakkım oluyor. Hak meselesi de değil belki; hem zaten kimse bu hayatta hak ettiğini almıyor. Zamanı anlandırma çabalarımı bakım çalışmasına aldığım şu günlerde bol bol aylaklık ediyorum evet... Ha bir de kışı seviyorum... İhmalkarlığımın verdiği tüm zararlar için önce kendimden, sonra hayattan af diliyorum...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yine de her başlangıç iyidir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-5210523637618987282?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/5210523637618987282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2012/01/her-baslangc-iyidir.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/5210523637618987282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/5210523637618987282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2012/01/her-baslangc-iyidir.html' title='Her Başlangıç İyidir'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-1230360572122812432</id><published>2012-01-10T12:03:00.002+02:00</published><updated>2012-01-10T12:05:33.665+02:00</updated><title type='text'>Nato Kafa Nato Mermer</title><content type='html'>İstanbul' un soğoğu sadece benim kıçımı dondurmuyor bundan eminim; şehrin öyle bir ibneliği varsa bana karşı sırf onu çok sevdiğimdendir bunu da biliyorum. Hem zaten adı üzerinde kış; soğuk, gudubet ama ironik derecede güzel mevsim. Götünün donmasından zevk alan bir topluluk var kesinlikle, biliyorum ve ben de o topluluğa dahilim. Yazı sevemedim bir türlü; o güneşin altında tavuk gibi kızaran insanlara, pastırma gibi ter kokan otobüslerde; beyaz gömlekleri şefaflaştıran ter olayına zaten toptan kılım. O godoman, o postmodern insanların o garip, çağresiz halleri yok ediyor beni; şerefsizim tırnaklarımı yiyesim geliyor...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayır Hilmi; asıl mesele sıcak, soğuk olayı da değil bak çok başka şeyler var kafamda. Benim de çılgın projelerim var! Kalbimi ortadan ikiye yarıp arasından boklu dere geçirmek gibi mesela. Folloş olmuş ruhuma en iyi çözüm bu olur belki. Gelip geçenin seceresini tutamadım bak ben; kaç şerefsiz, kaç şerefli gelip geçti şu kalpten bir bilsen. İz bırakanların canı sağolsun; ağzıma sıçtılar afedersin. Ah Hilmi; aklımın derinliklerinde yatan tüm o puştlukların soyunun köküne kibrit suyu aslında ya neyse...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hah ne diyordum; sıkış tıkış toplu taşıma araçlarını hiç sevmem ben Hilmi. İyi güzel; kısa zamanda uzun mesafe gidiyoruz şu metro, metrobüs zımbırtıları sayesinde ama bilimum iğrençliği de yaşatıyor be anam babam. Hele ki maç çıkışı Mecidiyeköy' den metroya binme hatasına düşerse bir insan oğlu; o akın akın kalabalıktan gelen leş gibi ter kokusu ve buhulanmış camlar ardında geçen dakikalar... Anlatamıyorum Hilmi; sanki tüm metro sevişiyor, sanki tüm metro orgazm oluyor. O apış arası kokusu beni benden alıyor zaten Hilmi; Allah onları bildiği gibi yapsın, 6 saat trafik çeksem daha iyi dedirtiyorlar adama; aklımı alıyorlar Hilmi...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben sana ne dedim; benden adam olur da olmaz demedim mi Hilmi? Atı alan Üsküdar' ı geçti ben hala elimde top sektirmeden koşuyorum ordan oraya. Kendi kendimi tatmin ediyorum ben Hilmi; günü yaşıyorum, vay amına koyayım Hilmi; resmen canımla uğraşıyorum....&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uzun lafın kısası şekerim; tüm rahatsızlıklarımın toplamı beni kanser etmeye yetiyor; bir kaçı ile bin kaçı arasındaki farka girmeyeceğim şimdi... İnsanları anlamıyorum, kendimi anlamıyorum, bazen seni bile anlayamıyorum Hilmi; Allah bizi mesut etsin Hilmi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;*Hilmi blogumun adıdır.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-1230360572122812432?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/1230360572122812432/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2012/01/nato-kafa-nato-mermer.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/1230360572122812432'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/1230360572122812432'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2012/01/nato-kafa-nato-mermer.html' title='Nato Kafa Nato Mermer'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-139740661800928200</id><published>2012-01-02T05:23:00.001+02:00</published><updated>2012-01-02T05:33:05.382+02:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>Bir ipe bağla yüreğimi; çeksen bile gelmesin sana... Uzaktan bir ses fısılda bana; ağırımış saçlarıma hediye olsun karanlıklar... Gecenin sevilecek her yönünden nefret ettir beni; bin beddua ile yıkandık, bin acıyla yürüyoruz... Zamanı çalan sen, ben değildik günün muhtelif saatlerinde; yaralarımız o kadar derindi ki kanamayı durdurmayı beceremedik... Şimdi sessizliği bağırıyorsun kulaklarıma; sağır ediyorsun beni... Duymak istediklerim bunlar değildi belki ama bunların bile kıymetini biliyor vefakar yüreyğim... Kan damlalarını siliyorum beyazımdan; siyahımı sandığa kaldırdığım günden beri renklerim vardı onlara sövüyorum.. Belki de gizlememeliydim onu; ellerimde tuttuğumu sandığım şey siyahın ta kendisi olmalıydı... Saçlmarımı öyle güçlü savurmamalıydım fırtınaya karşı; tozların yüreğime ilişmesine izin vermemeliydim... Güneş kokmamalıydım, yıldız saçmamalıydım, gözlerim gülmemeliydi, tüm yasaklanmış kelimeleri söylememeliydim... Sessizliğe gömülmeliydi ruhum en başından; mabetinde çürümeliydi ruhum, arafta sıkışık kalmamalıydı... Günü geldimi infaz edilecek olan kalbim aslına o ipe hiç adım adım yaklaşmamalıydı... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi azad et beni tüm acılarımdan... Elimdeki umut kırıntılarını bir güvercine armağan edecek kadar onurlu ruhum... Senin beni bırakıp gittiklerin kadar sana koştuğum yolları hatırla... Günlerden acı olsa da gülümseyebilecek güç bıraktığına şükürler olsun... Yalnızlık denen illeti senin kadar sevemedim ya ben hah işte tek sancım ondan... Depremlerle sarsılan ruhuma bu artçı son vuruşu yaptı belki... Yıkıntıları temizlemek zor iş şimdi; bu karanlıkta kalanları bulamayacak kadar yorgun gözlerim... Yeniden yapacaklarımı da yıkacaklar nasıl olsa diyip de bırakamam öylece; cenazemi yerden kaldırıp yeniden can vermeliyim ona... Yolun kenarına atılan anlırımı bulamıyorum şimdi; dem' in kırmızlığında tat aramak benim neyime... Yollara serpiyorum seceremi; üstüne bastıkca ayağına batan can kırıklarımla gülümse diye... Acıdan gülmeyi öğrendiğim gün ilan ettim ölümsüzlüğümü... Sen gel, öldür ve her seferinde aynı hazzı yaşa diye...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-139740661800928200?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/139740661800928200/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2012/01/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/139740661800928200'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/139740661800928200'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2012/01/blog-post.html' title='...'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-5183348438000079224</id><published>2012-01-01T06:10:00.000+02:00</published><updated>2012-01-01T06:18:24.326+02:00</updated><title type='text'>Hoşgelmiş Beşgelmiş</title><content type='html'>Her yeni yıl insan evladı şöyle bir umutlanıyor; sanki saat 12' yi geçip de takvim kendini yenilediğinde hayatı kökten değişecekmiş gibi. Öyle yürümüyor işte işler; senin istediğin gibi gitmiyor, umut etmek bazen aptallık bazen ise yaşama sebebi olabiliyor... İronin dibine vuruyoruz burda sesimiz yükselmesin... Ne diyordum, hah her yeni yıl yeni umutlar diyordum; işte bunu anlayamıyorum bazen ben her Pazartesi rejime başlamak ama bir türlü başlayamamak gibi sanki. "Bu yıl şunu yapacağım, bu yıl şöyle değişecek her şey, bu yıl hayatım değişecek oğlum benim bak görürsün" diyenler her daim oldu ve her daim de olacak. Her şey buraya kadar iyi güzel de her yıl aynı şeyler söylenmez ki anam babam, her yıl aynı şeylere inanılmaz ki. Hem bak bir mantık kur öyle yıl falan yenilenmiyor, git gide eskiyor aslında yıllar; sen nasıl görmek istersen öyle görüyorsun ya o ayrı mesele.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yeni yılın gelişi beni sevindirir tabi sevindirmesine ama o apayrı bir konu; her Pazartesi rejime başlayıp, her yıl bir şeyleri yapabilceğine inanan insanları sevmem ben; bir şeyleri yapmak için bahaneye ne ihtiyaç var ki? Yapacaksan şimdi yap, hemen yap, acilen yap beybim; ne kendini ne de hayatı bekletme, zira zaman sen bir taraflarını yırtsan da beklemiyor....&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neyse yeni yılı bu kadar kötülemek yeter de artar bile; zaten benim derdim yılla değil o masum, o güzel o anlamlı yıla gereğinden fazla anlam yükleyip de ağırlaştıranalara. Beklenti içinde olmak sen çabalamadıkça ne yazık ki işe yaramıyor güzelim be, cidden yaramıyor bak ben denedim ondan diyorum. Daha istekli olmak daha başarılı olmana yeni bir yıldan daha çok yardımcı olur, kim bilir...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yılı sev, gelişini kutla, eğlen, ye, iç ama onu yorma; yüklenme ona.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Herkese kafam kadar güzel bir yıl diliyorum, tabi çabalaranızla...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;iframe width="853" height="480" src="http://www.youtube-nocookie.com/embed/Pfa0mltuKGo" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-5183348438000079224?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/5183348438000079224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2012/01/hosgelmis-besgelmis.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/5183348438000079224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/5183348438000079224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2012/01/hosgelmis-besgelmis.html' title='Hoşgelmiş Beşgelmiş'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-1121776030786054584</id><published>2011-12-18T23:51:00.000+02:00</published><updated>2011-12-26T01:51:35.404+02:00</updated><title type='text'>Yine Aynı Şarkı Çalıyor</title><content type='html'>Hıyar gibi hissediyorum kendimi bazen; tüm yaptıklarımın bir anlamı olmalı bakış açısına sahipliğimi kaybettiğimden beri harbi harbi hıyar gibiyim. Ne zaman bir şeyleri istesem istediğimle kaldım; yine de istemeye devam edenlerden olmam çoğu zaman bir şeyi değiştirmedi, kimi zamansa değiştirmiş gibi yaptı ama aslında bir boku değiştirmedi. Nesefesimin ara sıra kesilmesinin sebebi gençlik telaşım değil artık; saçımdaki sayısız beyazla birlikte ben de yaşanıyorum, hem de daha yirmili yaşlardayken. Şikayet etmemeyi öğrenmeye çalışıyorum hala; bazı şeyleri olduğu gibi yaşamayı kabul etmek belki de yapılabilecek en iyi şeylerden biri &amp;nbsp;şu hayatta. Artık satır aralarında anlamlar aramıyorum; düz insan olma yolunda ilerlemeliyim bunu biliyorum. Zamanın geri gelme lüksü yok, tek yapabildiği hızlıcana akıp gitmek; durdurmak istediğim anlar oluyor bazen ama biliyorum ki durmayacak, o yüzden siktir et diyorum...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ah bir de şu çenemi tutabilsem diyorum; içim kadar olgun olsa dışım da, cümleler yerine koyacak bir şeylerim olsa; sessiz kalmayı çoğu zaman becerebilsem de bazen hiç başarılı olamıyorum, yine de olsun ben buyum diyebilmekle övünüyorum. Geçmişi geri getirme çabamı bıraktığım günden beri geleceğe yönelik bakabiliyorum bu da bir şey, hiç yoktan iyi olanlar listeme eklediklerimi arttırabilmek hoşuma gidiyor. Ben böyleyim diyebilmeyi seviyorum. Bu aralar kendimle pek barışık olmasam da aynaya batığımda gülümseyen iki göz görmek hoşuma gidiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İçimde bir yerlerde halen fazlasıyla umut ve yaşama sevinci var...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben bile öldüremiyorum...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ölmesin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-1121776030786054584?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/1121776030786054584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/12/yine-ayn-sark-calyor.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/1121776030786054584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/1121776030786054584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/12/yine-ayn-sark-calyor.html' title='Yine Aynı Şarkı Çalıyor'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-421670723307619978</id><published>2011-11-05T01:14:00.002+02:00</published><updated>2011-11-05T01:19:00.339+02:00</updated><title type='text'>Hayatın Çoktan Seçmelisi</title><content type='html'>Geçmişe yolculuk yaptık bugün. Şehrin arka sokaklarında hırçın çocuklar vardı; elleri kirli, sessiz, yorgun. Umutlarıyla sürdürdükleri hayatlarını kaybettikleriyle yokluğa sürükleyen çocuklar; ne de çok içimi acıttılar. Sessizlik hoş geldi kulağıma bir bar taburesinin üzerine yaşlanırken; dolup boşalan kadehler değildi aslolan geçen zamanın hoyrat rüzgarında üşüyen ruhumun titreyişiydi. Gözlerimi kapatmadım bu sabah; varolmanın acısını çeken bir tek ben değildim; biliyordum iliklerine kadar hisseden elbet birileri vardı buralarda, ama göremiyorum onları yine de ümitsiz değilim. Bağırmak geçti içimde; sessizlikte bir çığlık yankılansın istedim, yapamazdım susma zamanını çoktan geçmişti saat; ellerim ise en az o hırçın çocuklar kadar kirliydi...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zaman çoktan akıp gitmişti oysa; saatleri geri almak bir şeyi değiştirmezdi, senden alınanı sana geri vermezdi hayaller anlatamadılar sana; ne sana ne de bana ne de onlara kimse anlatamadı. Bağırsam sesim boş bir kavanozun içinde yankılanabilirdi ancak, ateş böceklerinin bile duyamayacağı kadar az. Aslında çok olan ama bir bir dökülen yapraklar gibi, işte ağaçlar bu yüzden çıplak. Üstünü örten yorgan kadar samimi değil hayat; senin de benim de nefes alan herkesin de payına düşen bu soğuk duvarlar, gerisi yok... Belki derin bir nefes; pusuda gizlenen düşmandan da hain dostlarla geçen günlerin kayıplarını tutabilecek bir defter icat edilmedi henüz. Hem icat edilse dahil tutulamayacak kadar çok gün var evvellinde. İyileri alabilmek çürüyen elmanın sağlam kısımlarını yemek istemeye benzer; inanırsan elinde kalanlar bir kaç eksikle de olsa dimdik dururlar...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sen kötü ol; kötü ol ki iyiler kıskansın ellerindeki sefaleti. Hakkın olanı istemek değil meziyet istemeden alabilmek bu devirde. Hakkın olmayanı da alabilmelisin ki kötü olabilesin. Dışarıdan gördükleri içini yansıtmasın; acımazlar kırarlar camlarını kapılarını yok pahasına, sen bile anlamadan. Seni bile sen olmaktan çıkartır bu varoluş sancısı; yokluğunu bile kum tanelerindeki inci misali ararsın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-421670723307619978?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/421670723307619978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/11/hayatn-coktan-secmelisi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/421670723307619978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/421670723307619978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/11/hayatn-coktan-secmelisi.html' title='Hayatın Çoktan Seçmelisi'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-5253714802681699386</id><published>2011-10-29T03:44:00.001+03:00</published><updated>2011-10-29T03:44:21.287+03:00</updated><title type='text'>İnsan olmak... Ya da..</title><content type='html'>Hayatın içten pazarlıklı günlerinin son nüshasına hoş geldin sayın okuyucu. Bir enayinin kaleminden birkaç şey karalayacağım sizlere ve halen insanlık adına umut taşıyanlara. Okuma inceliği gösteripte bir şeyler alabilenlere ne mutlu, içinde insanlık namına hiçbir şey barındırmayanlar zaten yüz bin kere okusalar da değişen bir şey olmaz, o nedenle zaman kaybetmesinler...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hazır zaman kaybetmek demişken; konuya zaman kaybına neden olan insanlardan başlamak hiç de fena fikir sayılmaz. Hem zaten zamanının çoğunu inanarak kaybetmiş biri olarak bundan yana dem vurmakta bir sakınca görmüyorum. Zaman geri getirilmesi mümkün olmayan tüm kayıpları gelecekte önüne sana ayit olan ama sana hiçbir zaman ait olmamış anılarla koyar; tıpkı bebekken giydiğin padikler gibi, senin ama hiç senin olmamış gibi. Eline aldığında garipsediğin, bunu ben mi giydim ki sorusunu sorduran o küçük, şirin ama can yakan padikler gibi. İnsanlarla zaman kaybetmek de bir o kadar küçük şirin ama can yakıcı aslında. Değer verdiklerin, güvendiklerin ve inandıkların aslında seni yok pahasına hiç düşünmeden silebilecek kadar gaddar olabiliyor. Hal böyle olunca kaybolan zamanın hesabını tutmaya hiçbir şeyin gücü yetmiyor. Bile bile lades yapana da ne yazık ki benim gibi enayi deniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hazır kendime laf sokmuşken; kendimi eleştirmeyi, yerden yere vurmayı, haksızsam ağzıma bile sıçmayı bilen biriyim; hatta ve hatta bununla da pis övünürüm. Herkes biraz yapabilmeli bunu; kendini eleştirebilmeli yeri geldimi. Hani o her şeyi söz gelimi bilenler var ya gidişine hasta olduklarımın hah işte fitil oluyorum o tiplere. Git bir aynaya bak, gördüğün şeyden memnunsan sorun yok sen buna mahkümsun demektir; ama ki ama kendini yüzüne baka baka eleştirebiliyorsan senden bir nebze adam olabilir; neden olmasın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yüz demişken; bazı insanlar karşındakinin yüzüne bakıp iki kelam edemezler. Önemlidir aslında bu; lafını esirgemeden konuşmak, içindeki pisliği akıtmak, hesap sorulması gerekenden hesap sormak cevap alınamasa bile önemlidir. Cesaret insanın içinde olacak, yüreğinde olacak; öyle beylik laflar edip yeri geldimi susup da haklı taklidi yapmakla olsaydı şu dünya sahnesinde herkes en iyi oyuncu ödülünü alırdı. Yapmayın etmeyin demiyorum onlara; yapsınlar, kaybetsinler, ellerinde tuttuklarını yok pahasına çöp gibi atsınlar. Ne de olsa onlara da bu pay edilmiş, fazlasını alamazlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fazla değer vermenin faturası tahminden de ağır olabiliyor zaman zaman. İnsanın ciğeri olacak derler ya; ondan &amp;nbsp;bir gram eksildimi fatura da bir denli ağır oluyor. İnsan kendi salaklığım vermeyecektim o kadar değeri buna ben deyip de geçemiyor işte, ister istemez haksızlığa uğramanın üzerine bedel ödemek insan evladına koyuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İncir çekirdeğini dahil dolduramayacak sebeplerden ötürü kalp kırmak hoş geliyor iyi geliyor bencil olana; haliyle davulun sesi uzaktan hoş geliyor. Sözüm ona insan sıfatını taşıyor onlar da; o zaman bir yerde bir yanlış var diyor insan; aslında hatayı baştan değer verip inanıp saygı duyarak yapıyor da göremiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Açta açıkta o kadar insan varken bizim götü az buçuk sağlamda kesimin birbirini yeme telaşını hiç anlayamıyorum ben zaten; yarın bir gün ölüp gideceksin, hiç olmadı insan gibi yaşa; hadi insan gibi yaşayamadın mı insan taklidi yap da soğuktan donup, açlıktan ölenlere &amp;nbsp;ayıp olmasın. Sen burda birbirini yerken onlar orda nasıl ısınacaklarının hesabıyla birbirlerine tutunuyor. İnsan olan az biraz bundan feyz alır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neyse sayın okuyucu uzun lafın kısası olmayan adamdan adam, anlamayan beyinden beyin olmuyor. İnsan dediğin şey öyle her zaman karşına insan sıfatında çıkmıyor, sureti insana benzese de yaptıkları onu canavarlaşmaktan alıkoyamıyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-5253714802681699386?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/5253714802681699386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/10/insan-olmak-ya-da.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/5253714802681699386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/5253714802681699386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/10/insan-olmak-ya-da.html' title='İnsan olmak... Ya da..'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-8811522500618227059</id><published>2011-10-18T00:25:00.001+03:00</published><updated>2011-10-18T00:28:31.336+03:00</updated><title type='text'>20' lik Dişin Hikayesi...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-KS8n1JFQuYs/TpydJ4VJu8I/AAAAAAAAImo/hG3WLU5Sagc/s1600/images.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-KS8n1JFQuYs/TpydJ4VJu8I/AAAAAAAAImo/hG3WLU5Sagc/s400/images.jpg" width="201" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Diş ağrısı kötü şey berbat şey, sabahtan beri duvarlara vuruyorum kafamı; banamısın demiyor. En son çağreyi anason tohumu çiğnemekte buldum ilaç yokluğundan; eve giden uzun yolda ağrıyı biraz hafifletti sağolsun ama yine de kesin çözüm değil. "Bana bir yumruk at abi." sözünü sıkça sarfettiren sayın dişime pek bir sinirliyim, halbuki gün pek bir güzel pek bir hoş başlamıştı benim için; "nereden çıktın sen diş" dedirten ağrı cinsi bu olsa gerek. Yirmilik diş çıkartmak ciddi anlamda yetenek isteyen bir zanaat; bütün gün uyuyabilmeli, abidik kubidik otları çiğneyebilecek mideye sahip olabilmeli, 3 tane ağrı kesiciyi birden içebilecek bünyenin temellerini çoktan atmış olmayı gerektiyor kendileri. Bir de kafanı olur olmaz yerlere vurup sakatlanma riskini önlemek adına insanın yanında tülbent benzeri bir zımbırtı taşımasında fayda görüyorum ben, babane yöntemi ile ağrıyan bölgeyi sıkıca bağlamak işe yarıyor ( tabi ben yine pek bir yaratıcıyım, boyuna değil de enine ağzımı kapatacak şekilde bağlamam ayrı bir yazı konusu). Anason tohumunu çaya katmak da bir derece çözüm, hepsi birleşince ve tüm bu uğraşlar nihayete erince ağrı da haliyle son buluyor...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Diğer bir yöntem ise tamamen psikolojik. Ağrıyı bir parçam olarak kabullenmek veya ordan kuş gibi kantlnıp uçtuğunu imgelemek de iyi fikir. Denedim %100 olamasa da %50 çalışıyor. Onun dışında ağzımı bol bol kapalı tuttum; malüm hava sirkülasyon ağrıyı, acıyı, feryadı, figanı arttırır; ne kadar az çene o kadar çok huzur. Uykuya dalarken biraz zorlandım lakin uyurken uykumdan uyanamayacak kadar kendime psikolojik baskı uyguladığımı fark ettim; tüm gün malak gibi yatmamın sebebi de bundandır; sanırım halen öküz gibi uykumun olmasının sebebi de psikolojik baskının yan etkisi, her güzelin kusuru misali.... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu dişe bir de isim koydum ben; "kezban". Kesinlikle şanına yakışır bir isim; diğer üç dişin mükemmel sorunsuz çıkması, az ağrılı bol sağlıklı yerini almasının ardından sayın kezbanın bana çektirdiklerinden yazı dizisi olur şerefsizim. Öyle böyle değilsin kezban; çok yamansın, çok yere bakan yürek yakansın... Ne senle ne de sensiz kezban; yamuk yumuk çıkışın, ucundaki o sivriliğin yanağımın iç kısmını pert etmesi ve daha bir sürü şeye rağmen çektiğim bunca acıdan dolayı tamamen çıkana kadar çektirmeyeceğim seni. Yerini tam anlamıyla aldığında ummadığın anda son vereceğim hayatına. Hazin bir sonun olacak kezban ve kimse arkadandan ağlamayacak...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayat bazen çok yavşak ancak bunun da konumuzla hiçbir alakası yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-8811522500618227059?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/8811522500618227059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/10/20-lik-disin-hikayesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/8811522500618227059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/8811522500618227059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/10/20-lik-disin-hikayesi.html' title='20&apos; lik Dişin Hikayesi...'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-KS8n1JFQuYs/TpydJ4VJu8I/AAAAAAAAImo/hG3WLU5Sagc/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-1013206633922843435</id><published>2011-10-09T00:10:00.001+03:00</published><updated>2011-10-09T00:16:21.388+03:00</updated><title type='text'>Kim Ne Derse Desin...</title><content type='html'>Kritik bir nokta var, hah işte tam da oradan bakıyorum sana. "Gözlüklerin çatlayacakmış gibi duruyor; değiştir onları, saçlarına bir çeki düzen ver, biraz da toparla şu kılığını. İnsanlar dış görünüşe sen istemesen de önem veriyor, biliyorsun! Dur dur ben de hoşlanmıyorum bu durumlardan; kızma hemen, paspallık candır neticesinde. Hem şu saç rengine bir el atsak fena olmaz sanki; insanlar böylesine solmuş bir rengi yadırgayacaktır! Giysilerini çok garip bulacaklar, ojelerinin rengini itici, bakışlarını çekici bulabilirler belki ama tüm bu eksiler tek bir artıyı ayakta tutmaya yetmez onların gözünde. Takma şu saati, erkek saati gibi duruyor; garipserler seni..." İşte öyle bir noktadan baktım sana; yine de mantalite ile üstün körü yargılama mantığına bir türlü anlam vermedim. Evet ben yataktan fırladığım halimle kendimi beğenenlerden ve o saçla o kılıkla dışarı çıkmaktan bir an bile çekinmeyenlerdenim. İnsan ruh hali o an nasıl istiyorsa öyle olmalı, öyle davranmalı belki de. Başkaları ne derci olmak isteyeceğim son şey bile olmasın, tek dileğim bu. Bir başka yönden bakıyorum sana... "Geceleri eve geç geliyorsun, kötü aile kızı derler sana. Orada burada kalıyorsun milletle yatıp kalkıyorsun sanacaklar. Barlara gitmen de hiç hoş değil orada başına istemediğin şeyler gelecek. Kız kısmının falanca ne yerde ne işi var başına fenalıklar dolanır..." Yaşamda önce kendine, sonra başkasına güvenmek önemlidir. Başkaları için nefes almadığını kavraması bu kadar zor olmamalı insanın. Kimin ne diyeceği umurunda olmamalı, başına geleceklerin sorumluluğunu almış bir bireysen eğer kulak ardı etmemelisin söylenenelere. Sorumluluğa henüz sahip değilsen biran önce kendi eline almalısın ipleri... Hayatın 2. bir nüshası yok ne yazık ki; kimlerin neler diyebileceği ya da dediği değil önemli olan, senin hayatta kormadan yapabildiklerin ve söyleyebildiklerindir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-1013206633922843435?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/1013206633922843435/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/10/kim-ne-derse-desin.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/1013206633922843435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/1013206633922843435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/10/kim-ne-derse-desin.html' title='Kim Ne Derse Desin...'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-3763391074056053555</id><published>2011-09-26T01:11:00.001+03:00</published><updated>2011-09-26T01:11:37.011+03:00</updated><title type='text'>İki kelam etmeye geldim..</title><content type='html'>Hep birlikte oturmuş makarna yiyyoruz; mutluyuz ya da mutlu taklidi yapıyoruz. Hava bir garip, bir boğucu; ama yine de gülümsüyoruz...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kışın çetin geçtiği zamanlar geliyor aklıma; eksi 10 derecede ısınma çabaları, kıymetli anlar nitekim sokaklarda soğuktan tir tir titreyenleri unutmak olmaz; her şeyden önce bu yüzden şanslıyız diyorum. Zaman hızla geçer, başlayan şeyler biter, yerini yenilerine bırakır; her anı güzeldir, ara sıra hatırlamak da öyle...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Makarna cidden tapılası bir icat, bunu asla inkar edemem. Zor zaman kurtarıcısı; bazen yukarıdakinin bencilliğine karşın sadık bir dost gibi. Kıssadan hisse makarnalar iyidir, candır...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gel zaman git zaman hayattan koptuğum anlar olmuş; günlerce evden çıkmadığım, kimseyle konuşmadığım.. Bazense aşırı sosyal bir maymuna dönüşmüşüm; her gün bir yerde sürten, eve hiç uğramayan, sürekli gezen bir tip olmuşum. Ortasını bulmak hoşmuş, iyiymiş; bazen planlamak gerekirmiş ve kendini dizginlemek. İpleri elime sıkıca bağladım dört nala ama elim adımlarla koşuyorum, mühim olan da o.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eski güzeldir; hatırladıkca gülümsetir, güzel kokar, buruktur ama hoştur. Anneannemin evini bundan seviyorum; o eşyaların kokusu beni hiç gitmediğim zamanlara götürüyor, hiç bilmediğim yerleri hatırlatıyor; işte garip olan da bu. Kaçıp gideceğim en güzel sığınak o ev. Evet evet yakın zamanda bir yolculuk yapmak gerek Samsuna doğru; gizlice, plansızca, öylece... Bir kaç gün kafa dinlemenin kime ne zararı olur ki? Sahi ya kime?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yaşlanıyoruz; bunu inkar etmenin bir anlamı yok. Zaten geçen her saniye iliklerime işliyorken ben bunu şahsım adına inkar edemem. Dünki çocukların hayat telaşını gördükce iç çeker oldum; ah sizdeki enerji hep daim olsa ya, daha görmeden bilmeden yaşadım sanmalarınız olmsa ya güzel olurdu sizin için. Herkesin sıkıntısı kendine fazla; bana sorarsan sen ne gördün ki? Çocuksun daha; kirli ellerinde tuttuğun kirli anıların senin suçun değil. Görmemek de öyle. Bu hayatı seçen de sen değilsin, ama çocuksun hala; hiç yaşamadığın çocukluğunun, çalınmış hayallerinin kurbanısın. Süt kokan ağzından çıkan cümleleri duysan sen bile inanamazsın...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çok meşgulüm yalanını ben de söylüyorum zaman zaman; ama yine de bir çok şeye bolcana zamanım var. Kendimi kandırmayı bırakalı meşgul olmadığımı anladım; geç olsun ama olsun. Herkes kendini kandırıyor bu hayatta; ara sıra ben bile. Gerçeği biliyor olmak yetmiyor bazen, kendine kanıtlaman gerek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-3763391074056053555?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/3763391074056053555/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/09/iki-kelam-etmeye-geldim.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/3763391074056053555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/3763391074056053555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/09/iki-kelam-etmeye-geldim.html' title='İki kelam etmeye geldim..'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-8627210076574846685</id><published>2011-09-08T17:48:00.001+03:00</published><updated>2011-09-08T17:49:31.530+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hikayeler anlatıldı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hikaye'/><title type='text'>O Adam</title><content type='html'>Sorgulamadan sustu; sessizliği kabullenmeye hazırdı. Ellerinde kalanlara baktı; idare ederlerdi. Peki ya kaybettikleri? Buna değer miydi? Görecekti...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ağzındaki pası sildi önce, sonra kalbinin tam üzerinden akan kanı; ne olmuştu böyle gecenin karanlığında, emin değildi. Sağ tarafına dönemiyordu, bir bıçak gibi saplanıyordu acı bedenine, doğrulmak için doğru anı bekledi; acı katlanarak artıyordu...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yorgun bir ruhu vardı; yaşlı bir bilge gibi adım adım ilerleye sağlam duruşu. Onları aradı; bulamadıkca zayıf hissetti kendini, ama buna asla inanmadı.. Gücünü çekip almışlardı ondan, belki o bunu isteyerek yaptı; çünkü her zaman yaptıklarının bir sebebi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sesini kısmayı, sakin kalmayı, izlemeyi severdi. Deniz gibiydi; anlamsız bir huzur verirdi insana... İçinde ne var ne yok bilinmezdi, bilinsin istemezdi ama çok basitti; onu anlamak her şeyden daha kolaydı... Onunla iyi geçinmek de öyle... Sevdikleri vardı onun da, değer verdikleri ama seveni ve değer vereni herkesinkinden çoktu, nefret edeni de öyle... Her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirdi, ya da mutlu gibi görünürdü; ama sesindeki ince titremeden anlaşılırdı işin gerçekliği...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir liman gibiydi; o adam her şeyden önce yaşama yaşamayı öğreten biriydi. Siyah ile beyazı severdi en çok; griye fazla aldırış etmezdi. İçinde barınan griler vardı elbet ama kimse bunu bilmezdi...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her şey kadar değerli, hiçbir şey kadar değersizdi o adam; öyle bir garipti işte, iyiydi ama yoruldu. Ve şimdi bir limanda inzivaya çekildi...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
(hikayedir)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-8627210076574846685?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/8627210076574846685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/09/o-adam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/8627210076574846685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/8627210076574846685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/09/o-adam.html' title='O Adam'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-6098173371093256563</id><published>2011-08-28T19:07:00.001+03:00</published><updated>2011-08-28T19:07:55.254+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mykonos'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='greece'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='santorini'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezi yazısı'/><title type='text'>Güzel bir tatilin ardından...</title><content type='html'>Çok sevgili okuyucularım, sayın Hilmi' im;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gezi yazımı bir türlü yazamamış olmamın verdiği heyacanla resmen kuduruyorum artık. Bu yaz baya bir gezdim, çok eğlendim ve halen de gezmekteyim. Şu sıralar memleketim olan Samsun' da kafa dinlemeye çalışıyorum. Daha önceki yazımda da bahsettiğim gibi yoğun bir program yapmış ve daha önce görmediğim yerlere gitmeyi kendime bir borç bilmiştim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-XnylXAWCLsE/TlpgjDan7BI/AAAAAAAAIhU/io1imC2SE1o/s1600/sun+of+odyssey.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="426" src="http://1.bp.blogspot.com/-XnylXAWCLsE/TlpgjDan7BI/AAAAAAAAIhU/io1imC2SE1o/s640/sun+of+odyssey.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Karaköy Eski Liman' dan kalkan&amp;nbsp;Aegean Odyssey gemisi ile Ege Deniz' inin serin sularında geçen bir gecenin ardından geçen güzel bir gün sonlanırken en güzel Yunan adalarından birisi olarak aklıma kazınan &lt;a href="http://www.mykonos-web.com/"&gt;Mykonos&lt;/a&gt; Adasında unutulmayacak saatler geçirerek tatilime başladım. İnanılmaz güzellikteki bu adada beni üzen tek şey (ki bu Yunanista' nın tüm adaları için geçerli) aşırı kurak olmasıydı. Adaya ilk ayak bastığımız andan inanılmaz bir huzur ile karşılaştım. Bir çok Yunan adasında olduğu gibi bu adanın kaderini değiştiren şey de&amp;nbsp;turizm sektörünün ada üzerindeki olumlu etkisiydi. Hem deniz hem de hava yolu ile ulaşıma imkan veren bu ada hem tarihi, hem denizinin güzelliği, hem de gece hayatının hareketliliği ile biliniyor. Kısıtlı zamanda görmeye fısat bulamadığım bir çok tarihi mekana sahip olan ada kesinlikle görülmeye değer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-TZKrJaAgjNU/TlpgW8rM9-I/AAAAAAAAIhQ/TyE556jHqrY/s1600/IMG_0678.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="425" src="http://2.bp.blogspot.com/-TZKrJaAgjNU/TlpgW8rM9-I/AAAAAAAAIhQ/TyE556jHqrY/s640/IMG_0678.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eski Limandan oldukça kolay ulaşılabilen &lt;a href="http://www.booking.com/hotel/gr/semeli-mykonos.en-gb.html?label=gog235jc;sid=5b72328d4ccc14c91c23b89534ca1e34"&gt;Semeli Otel&lt;/a&gt; konaklamak için harika bir yer olarak hafızama kazındı. Fiyatları konusunda kesin bir bilgim olmamasa da adaya konaklamak için gidecek tatilcilerin kesinlikle paraya kıyıp kalması gereken bir yer. Adada konaklama şansım olsaydı tercihlerimin başında gelebileceğini düşünüyorum. Adanın merkezinde bir çok butiğe, aksesuarcıya,&amp;nbsp;restauranta, kafeye, bara ve clublara rastlamanız mümkün. Özellikle Ege denizinin nimetlerinden sonuna kadar yararlanan balık&amp;nbsp;restaurantlarında kendinize Ege denizine karşı unutulmaz bir ziyafet çekebilirsiniz. Şehir merkezinde bulunan; denize sıfır eğlence için oldukca sade, rahat ve Mykonos' un en iyi clublarının başında gelen &lt;a href="http://www.mykonosbars.com/english/bars/caprice_of_mykonos.html"&gt;Caprice&lt;/a&gt; fiyatlarının oldukca tuzlu olmasına rağmen güzel bir mekandı. Oldukca zevkli saatler geçirdiğim ve eğlendiğim, Yunan Rakısı olarak bilinen Uzo' yu tatma fırsatı bulduğum, müzikleri ve farklı eğlence anlayışı ile güzel saatler geçirdiğim için gönül rahatlığı ile Mykonos' a yolunuz düşerse mutlaka gidin diyebileceğim bir mekan. Tarihi olarak görebildiğim tek yer şehir merkezinin yakınlarında bulunan ve Ege Denizini ayaklarınızın altına seren değirmenlerdi. Bir çok kilisenin bulunduğu bu adada mimaride sadelik ön planda tutlmuş ve tarihi oldukça iyi korunmuş. Evleri ve mimarisini oldukca hoş bulduğum Mykonos kesinlikle tatilimin en güzel durağıydı ve bir daha gidilip görülecek, gezilecekler listemde birinci sırada yer aldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-_N58W6asLkk/Tlpk5tTkl1I/AAAAAAAAIhc/gFeM4bmnhVM/s1600/santorini+sea+of+aegan.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="433" src="http://2.bp.blogspot.com/-_N58W6asLkk/Tlpk5tTkl1I/AAAAAAAAIhc/gFeM4bmnhVM/s640/santorini+sea+of+aegan.JPG" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gemiye geri dönmek istemeyeceğimiz kadar güzel bir gecenin ardından gece 3 sularında gemiye vardık. Ertesi sabah&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.santorini.net/"&gt;Santorini&lt;/a&gt;' nin eşsiz manzarasına karşı kahvaltı yaptıktan sonra gemiden tekrar ayrılıyoruz; karaya vardığımızda eski limanın bulunduğu bölgedeki kalabalık hemen dikkat çekiyor. Şehir merkezine ulaşmak için ya teleferik ya da eşekleri kullanmak gerekiyor. Burada küçük bir uyarı yapmak gerekirse mavi tur ile Yunan adalarına gidecek olan kişiler kesinlikle bir tur dahilinde Santorini' yi ziyaret etmeliler. Eski ilamandan şehir merkezine ulaşım oldukca zor ve sıkıntılı. Uzun bir bekleyişten sonra şehir merkezine ulaşıyoruz. Adanın Ege' ye karşı manzarası inanılmaz güzel. Şehir merkezinde yine alışveriş yapabileceğiniz, yemek yiyebileceğiniz ve denize karşı içeceğinizi yudumlayabileceğiniz bir çok mekan mevcut. Biz bu sefer tarihi mekanları gezmek yerine adanın ünlü sahillerinden birine gidip Ege Deniz' inin ve güneşin tadını çıkartmayı tercih ediyoruz. Adanın diğer kısımında bulunan ve şehir otobüsleri ile kolayla ulaşılabilen&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.greeka.com/cyclades/santorini/santorini-beaches/santorini-perivolos.htm"&gt;Perivolos Beach&lt;/a&gt;' i tercih ediyoruz. Oldukca güzel ve sakin bir kaç saat geçirmek için ideal bir ortam.&amp;nbsp;Santorini tarihi mekanlar bakımından oldukca zengin ve adanın Mykonos' a göre daha küçük bir havalanı mevcut. Ziyaretcilere hem deniz hem de havayolu ile ulaşım imkanı sağlayan bu ada&amp;nbsp; jeologların tahminlerine göre M.Ö. 1626 ve M.Ö. 1360 yıllarrının birinde patlayan bir volkanın ardından tam anlamıyla şekillenmiş ilginç bir yapıya sahip. Romantizm yaşamak isteyen çiflerin uğrak yeri olarak bilenen ada tarihi açıdan da oldukca zengin olsa da ben Mykonos' u daha etkileyici buldum. Her iki adanın da mimari yapısı Yunan kültürü ile bire bir uyumlu, iç açıcı ve oldukca güzel. Mavi çatılı ve pencereli evleri, beyaz kerpiç görünümlü duvarları ile modern ve tarihini koruyan bu iki ada kesinlikle çok ilgimi çekti... Gidip görülmeli...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-3C4GYUZf350/Tlplgu-1K2I/AAAAAAAAIhg/QpbXBk8SrUg/s1600/santorini_greece10cuvc.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://1.bp.blogspot.com/-3C4GYUZf350/Tlplgu-1K2I/AAAAAAAAIhg/QpbXBk8SrUg/s400/santorini_greece10cuvc.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;
Adadan ve gemiden ayrılmak oldukca zor olsa da her güzel şeyin de bir sonu olduğu gibi bu tatilin de sonu istemesek de geliyor ve Kuşadası limanına dönüş yapıyor ve tatilimi noktalıyorum. Uzun zamandır geçirdiğim en güzel tatillerden biri olarak hafızama kazıyor ve tatilde yanımda olan, katkıda bulunan herkese çok teşekkür ediyorum...&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-6098173371093256563?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/6098173371093256563/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/08/guzel-bir-tatilin-ardndan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/6098173371093256563'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/6098173371093256563'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/08/guzel-bir-tatilin-ardndan.html' title='Güzel bir tatilin ardından...'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-XnylXAWCLsE/TlpgjDan7BI/AAAAAAAAIhU/io1imC2SE1o/s72-c/sun+of+odyssey.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-5991706548870251813</id><published>2011-08-15T20:31:00.000+03:00</published><updated>2011-08-15T20:31:03.952+03:00</updated><title type='text'>Tatil Nedeni İle Kapalıyım</title><content type='html'>Sevgili Hilmi;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Annen seni çok özledi ama bir süre daha sanırım ki seninle pek ilgili alakalı olamayacak. Dur dur üzülme döndüğümde yazacak çok şeyim olacak yavrusu. Yunan adalarına doğru denizin üzerinden süzülecek annen. Sana da bol bol yazacak döndüğünde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-nsX4JPpou0w/TklXzEXjzCI/AAAAAAAAIeo/e6JMWHu-pgs/s1600/IMG_0760_large.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="426" src="http://2.bp.blogspot.com/-nsX4JPpou0w/TklXzEXjzCI/AAAAAAAAIeo/e6JMWHu-pgs/s640/IMG_0760_large.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi şekerim; seni sevdiğimi unutma, yıllarımın birikimi aşkım, böcüğüm, kremalı mantar çorbam. Ve siz sevgili okuyucularım; sizi de öpüyorum gıdınızdan....&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-YcREVlBs3Yk/TklXgzGxZoI/AAAAAAAAIec/SGzwA12Vyi8/s1600/Mykonos_Greece.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480" src="http://4.bp.blogspot.com/-YcREVlBs3Yk/TklXgzGxZoI/AAAAAAAAIec/SGzwA12Vyi8/s640/Mykonos_Greece.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-htqNJwntOJA/TklXpADehfI/AAAAAAAAIeg/Twoq7bXqd38/s1600/santorini_01.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="440" src="http://4.bp.blogspot.com/-htqNJwntOJA/TklXpADehfI/AAAAAAAAIeg/Twoq7bXqd38/s640/santorini_01.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-5991706548870251813?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/5991706548870251813/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/08/tatil-nedeni-ile-kapalym.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/5991706548870251813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/5991706548870251813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/08/tatil-nedeni-ile-kapalym.html' title='Tatil Nedeni İle Kapalıyım'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-nsX4JPpou0w/TklXzEXjzCI/AAAAAAAAIeo/e6JMWHu-pgs/s72-c/IMG_0760_large.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-3924403839003072062</id><published>2011-08-14T22:43:00.001+03:00</published><updated>2011-08-14T22:44:21.388+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='wicca'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='wiccalık hakkında genel bilgi'/><title type='text'>Bu Burada Dursun (Gerekir)</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Wiccalık Nedir, Ne Değildir? (Alıntıdır)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;i&gt;WICCA cadılığın modern adıdır.Peki Cadılık nedir?Masallardan ve folklordan çıkan haliyle yaşlı,çirkin,kurba gözlü,uzun tırnaklı,büyük bir kazanın önünde sihirli içecekler hazırlayan bir kadın olarak resmedilir.Süpürgesine binip,uçarak çocukları yakalayan bir mahluk.Erkekler ise,insanlara büyü yapıp,gözleriyle olayları etkileyen kişiler.Genç kadınlar,kötü ruhlarla işbirliği içinde olup,büyü yapıp,insanları,zamanı dondurabilen kişiler olarak resmedilmişdir.Bunlar,özellikle film endustrisinin yarattığı tablolardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Cadılığın bu anlatılanlarla alakası yokdur.Neyle alakalıdır,nedir o zaman?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wiccanın kesin bir açıklamasını yapmak aslında zordur.Wicca,kökleri Pagan inanışına dayanan,doğanın merkezde yeraldığı bir inanışdır.Bir yaşam tarzı,gidilecek yoldur.Cadılığın diğer adı olarak da adlandırılabilir, Modern Cadılıkdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her Cadı,kendine ait bir yola sahipdir.Bu yol Wicca veya Cadılık olabilir.Wicca inanışına sahip olanlar,kendilerini Wiccan olarak adlandırırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cadı kelimesi genellikle negatif çağrışımları da beraberinde getirir.Bunda,Hıristiyanlığın, cadılığı kötülemesinin büyük etkisi vardır.Pekçokları Cadılık ve Satanizm(şeytana tapma)arasında ilişki görür ki,bu kesinlikle büyük bir hatadır.Bu kelimeler Wicca için kullanılamaz.Şeytan,Hristiyanlık,Müslumanlık inanışlarında vardır.Wiccalar,şeytanın varolduğunu bile kabul etmezler .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendilerini Paganist olarak da adlandırırlar çünkü Wicca ,Neopaganizm içinde bir akımdır.Örnek olabılecek diğer akımlar Şamanizm,Durudizm ve Asartu’dur.Cadılar daima Paganistdir ama her Pagan Cadı değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar genellike kadınların Wicca olduğunu duşünse de bu doğru değildir.Erkekler de Wicca olabilir.Tahminlere göre Wiccanlar arasında,kadınlar, erkeklere nazaran daha fazladır.Bunun sebebi,dinlerdeki bağnazlığın,özellikle kadınları ikinci sınıfa düşürmesi ve erkek baskın yasaların çokluğudur.İnsanlar kadın ve erkek arasında bir uyum aramaktadırlar.Belkide bu nedendenWicca,insanlar arasında,her geçen gün daha da popüler olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca Wicca,doğa tabanlı bir inanış şeklidir ve pekçok doğa inanışında olduğu gibi,Wiccada da sevgi,hayat,doğa ve maneviyat(spritualizm)vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wiccalığın merkezinde,Tanrı ve Tanrıca bulunur.Tanrıça Dünya ve Ay’da vücüt bulur.Dünyadaki ürünleri meydana getirir.Wiccanlar,doğadaki mevsimler ve onların beraberinde getirdiği değişimlere değer verirler.Bu,ay devreleri için de geçerlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wicca,organize bir inanış değildir ve merkezinde bir lider yokdur.Buna rağmen Wiccalıkda Covenlar(türkçe kovan da denebilir) vardir.Bunlar,Cadı halksı olarak da adlandırılır.Coven,Rituelleri,beraber yerine getirmek için en fazla onüç kişinin biraraya gelmesi ile oluşan grupdur.Bu ritueller,bir başrahibe ve başrahip kılavuzluğunda yerine getirilir.Rahip ve başrahibe,grup üyelerinin,onların fikirlerini kabul etmeleri beklenen liderler değildirler.Onlar,daha çok öğretmen rolündedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Wicca,Coven olabileceği gibi,Solitary(yanlız) da olabilir.Solitary bir Wicca,herşeyi kendi öğrenir.Ritülleri kendi başına gerçekleştirir.Bir Wicca,Coven veya yanlız(solitary) olabilir.Bunlardan birinin,diğerinden daha iyi olmasi diye bir durum söz konusu değildir.Çünkü önemli olan kişinin kendini nasıl ve hangi durumda daha iyi hissettiğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wiccada kutsal bir kitap yada uyulması geren kurallar listesi yokdur.Ama Wiccanın içinde,merkezde değişmeyen bir kural vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimseye(kendine de)zarar vermediğin sürece ne istiyorsan yap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(An it harm none,do as ye will)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kural,Wicca kuralı veya Cadı Öğüdü olarak adlandırılır.Kulağa basit bir kural gibi gelse de değildir.Çünkü bu,kendine verdiğin sözde durduğun için,güvenilirliğini eksiksiz ortaya koyar.Bu kuraldan,üçkatlı yasa olarak da adlandırılan başka bir kural ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapdığın herşey sana üc kere geri dönecekdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapdığın bütün pozitif veya negatif şeyler(yada düşündüğün)sana çoğalarak geri gelecekdir.O halde önemli olan,bir şeyi yapmadan veya düşünmeden önce etkilerine(sonuçlarına)göz gezdirmekdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wiccanın önemli bir özelliği,kainatdaki herşeyin tanrısal bir güçde olduğudur.Böylelikle onlar,bu dünyadan uzakda olan birşeye inanmazlar.Tanrısallık,bize gelen herşeyde ve kendi içimizde bulunabilir.Sadece yaşamsal şeylerde değil.Bu nedenle,wiccanlar doğada olan herşeye saygı duyarlar.Örneğin taşlar,kristaller,bitkiler de Wiccanlar için kutsaldır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tanrısallık,kadınsal ve erkeksel enerji arasındaki bir birliktelik gibi sembolize edilir.Tanrı ve Tanrıça.Bir taraf,diğeri olmadan olamaz ve iki taraf beraber bir uyum içinde devam eder.Bu belki kulağa biraz karışık gelebilir,bunun için bir örnek verelim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir günde iki bölüm vardır,gündüz ve gece.Bunlar beraber,içiçe sürüp giderler.Eğer bir gün olmasaydı, gecenin ne olduğunu da bilemeyecekdik.Bir taraf yanlız olabilir,bu mevcut olan diğer taraf için de geçerlidir.Bu yanlız mevcudiyetler,bir birliktelik meydana getirirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer özellik ise,Wiccaların diğer insanların dinlerini değiştirmek istememesidir.Her birey kendi yolunu bulup seçmekde özgürdür çünkü farklı yollar da aynı amaca gidebilir.Wicca diğer inanışlara göre çok töleranslıdır,kimseye zarar vermediği sürece elbetde(Wicca Rede).Wiccalar her zaman diğer insanların inanışlarını öğrenmeye açıkdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wiccalıkda uygulanan bazı rituller vardır ki bunlar,genellikle dolunayda(esbats) ya da yıllık bayramlar (sabbats) esnasında gerçeklestirilir.Elbette ki ritueller başka zamanlarda da gerçekleştirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wicca ile Cadılık aynı şeymidir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir grup aynı olduğunu savunsa da,temelde aynı olup,ince bir çizgiyle birbirinden ayrılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pekçok Wicca kendini Cadı olarak adlandırabilir ama bu,Cadılar için söylenemez.Cadılık çok daha eskidir ve daha fazla bir adanmışlık söz konusudur.Geleneklere bağlı şekilde yaşarlar.Cadılık yüksek bir mertebedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wiccalık ise Cadılıkdan türemiş bir inanış biçimidir.Modern cadılık olarak da adlandırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BIR WICCA OLARAK NELER YAPARSINIZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruya bir-iki-üç gibi bir sıralama yapılarak cevap verilemez.Wicca,şahıs olarak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sürekli yapmış olduklarındır.Wicca içindeki farklı görüşlerle de kişi meşgul olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Doğayla ilgili bilgi edinmek,mevsimlerin enerjilerini ve kozmozun bize verdiği gücü kullanmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İsanların ruhsal ve bedensel kuşatılmışlıklarına yardım etmek,bitkiler,kremler ve içeceklerle,tedavilerine yardımcı olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Psikolojik durumlarla ilgili bilgi edinmek ve bunu tedavi amaclı kullanmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Tarot ve gelecegi görmek için diğer malzemeleri kullanmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kılavuzlardan bilgi edinmek,bitkiler ve onlardan krem ve içecek yapımını öğrenmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ay dönemlerini ve bunların insanlar üzerindeki etkisini öğrenmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wicca içinde bunun gibi pek çok şey keşfedilip öğrenilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wicca da biri hariç belirtilmiş kurallar yokdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“KİMSEYE ZARAR VERMEDİGİN MUDDETCE NE İSTİYORSAN YAP”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu fiziksel ve mantıksal eylemlerinin değerine sahipdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wicca ne değildir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wicca bir tarikat değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wiccanlar(wiccalığa inanan kişi) üzerinde düşünmeksizin tapmazlar(tapınma yokdur), bir lideri ve onun fikirlerini takip etmezler.Wiccanlar kimsenin dini değiştirmeyi denemezler ve wicca yandaşlarının ticari kaygıları da yokdur.Bir Coven(beraber rituelleri gerçekleştiren ve sabbatsları kutlayan grup)ASLA birine,onlara katılmasını teklif etmez.Böyle bir törene katılmak öncelikle gönüllü olmayı gerektirir ve bu belli bir eğitim ve alıştırmalardan sonra gerçekleşebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wiccan lar ŞEYTANın varlığına inanmazlar ve SATANİST de değillerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wicca ile aktif olarak uğrasan kişiler Tanrı ve Tanrıca‘ya inanırlar.Şeytan Hıristiyanlık ve Müslümanlığın bölünmez bir parçasıdır.Kötülüğü şahıslandırma ve bu şekilde yapılan hataların suçunu başkasına yükleme,Wiccada yeralmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıbaşında her yetişkin birey,iyi ve kötüyü ayırt edebilir ve kötülük yapıldıkdan sonra, yapan tek suçludur ve cezasını,üç katı fazlasının kendisine geri döndüğü şekliyle öder.Wiccanlar,kişinin yapdıklarından,kendisinin sorumlu olduğuna inanırlar,iyi veya kötü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kuraldan yola çıkarak.Wicca hakkında öğrendiğin şeylere saygı duyulduğu ve uyulduğu sürece kimsenin başına kötü birşey gelmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir rituel sırasında hata yapılırsa kimse ölmez.Öğrenmeli ve yaşam boyu da öğrenmeye devam edilmelidir.Sahip olunan bütün bilgilerden yararlanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neye başladığını bil ve neyle meşgul oldugunu da!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖNEMLİ OLAN BAZI ŞEYLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kendini tanı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın neresinde olduğunu bil,kendin için iyi şeyler dile ve kendini iyi hissetmeyeceğin hiçbirşeye başlama.Beceri ve niteliklerini bil ama daha az iyi taraflarını ve korkularını da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sanatını tanı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ile meşgul oldugunu bil.Ruhsal gelişimin önemlidir.Meşgul olduğun şeylerin iyi ve kötü taraflarını tanı ve daha fazla ilgilendiklerini hatasız bir şekilde öğren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Öğren ve keşfet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhunu yeniliklere açık tut,kullanmak yada yapmak istemiyeceğin şeylere de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağlı olduğun şeyleri derinlemesine araştır.Bunların herzaman Wicca ile alakalı olması gerekmez.Entellektuel gelişim ruhsal gelişim kadar önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bilgiyi,bilgelikle kullan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözler kendin içindir.Anlayışlı ol ve bilgilerini hayata geçirirken kalbine de kulak ver.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Dengeli ol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedense,özellikle de ruhsal dengede ol.Düşündüklerin ve yapdıkların bir denge içinde olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kabul edilebilir düşüncelere sahip ol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık bir ruh,genelde edindiğin bilgilerdir.O halde,biraz açık düşünmek için ısrar etmekde,bir zorunluluk vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayatı kutla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapdığın şeylerden mutlu ol.Hiçbirşey,mecburen yapılmak zorunda olunan,yükümlülük değildir.Mizacına göre davran.Neşeli bir insan isen,bunu yapdığın işlerde de kullan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Dünyanın döngüleri ile uyumlu ol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu döngüleri anlamaya çalış ve hayatındaki benzerlikleri ara.Bu senin dengede olmana da yardim eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kendine iyi bak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhsal ve fiziksel kendine iyi bak.Sadece o zaman kendi içinde bir denge bulabilirsin ve kendini güçlendirip,büyüyebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Meditasyon yap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu,ruhunu,belli bir sakinliğe ulaştırmak için en iyi yardımcıdır.Bu anlama gücünü arttırır ve düşüncelerini genişletir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tanrı ve Tanrıçayı onurlandır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatda sahip olduğun şeylere saygı duy.Saygı ve sevgi çok normal ve söylenmesi kolay olsa da,bazen önemli şeyler olduğunda unutulabiliyor.Onları an,bayramlar kutlanarak onlar onurlandırılabilir ya da kendine ait farklı bir yolla bunu yapabilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wicca içinde pekçok şey,izlenmesi gereken Yasa değildir.Bunlar,sadece yardımcı olmak için talimatlardır.Genellikle solitary Wiccanlar için çok yardımcı olabilir.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;b&gt;Ve tabi daha fazlası için bakılmalı:&amp;nbsp;&lt;a href="http://pagan.psisik.com/index.php?q=node/38"&gt;http://pagan.psisik.com/index.php?q=node/38&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-3924403839003072062?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/3924403839003072062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/08/bu-burada-dursun-gerekir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/3924403839003072062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/3924403839003072062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/08/bu-burada-dursun-gerekir.html' title='Bu Burada Dursun (Gerekir)'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-8067929377279489207</id><published>2011-07-20T03:49:00.002+03:00</published><updated>2011-07-20T03:59:43.879+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayat'/><title type='text'>Düş Bozumu</title><content type='html'>Bak arkadaşım arada gelip iki kelam ediyorum zaten bir edeceğim pir edeceğim şimdi; kendimden değil kendime değil direkt size, içinde bir şey bulabilecek herkes için geldim...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İçinde büyüttüklerin var ya hah işte onları al, çıkart koy masanın üzerine. Koydun mu? Bak ne kadar küçükler önünde, nasıl da uzaklar değil mi? Hah öyle ise al koy geriye, içine en derine; ufalsın orada, elleme. Dağ gibi mi göründüler gözüne? Al bakalım yerden taşı; ama önce unutma ki hırsı karıştırma buna, sadece azimle yont o dağı ve asla pes etme! Asla ama asla! Bak uyarıyorum seni korkar isen düşersin, kanarsın, paramparça olursun; demedi deme! Yontuyor musun? Hah devam et; küçültmelisin ki tırnak kadar bile kalmamalılar. Oldu mu yeğenim; tamam o zaman senden kralı yok, yine al içine yoluna devam. Olmadı mı? Bak unutma yok etmeye mecbursun; eğer ki karar verdiysen yapacaksın! Eğer karar verdirildiyse, mecbur burakıldıysan yapacaksın! Gururun biraz dahil varsa yapacaksın! Yapamıyorum dediğini duymamayım, istersen yaparsın koçum, aslansın sen, yürü be! Heh aldın mı gazı? Şimdi bırak o taşı, al eline balyozu. Yapabilir misin? Bak bunu yapamam dersen anlarım, saygı da duyarım; ama başkaları duymaz, anlamaz! Yapabilecek kadar yüreğin varsa başla şimdi o dağı yıkmaya. İçin acıyor değil mi? Acır, acıyacak; dur bak daha yeni başladık. O enkazı kaldıracaksın daha; yapabilecek misin? Başla o zaman rüzgara savurmaya...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Demesi kolay değil mi? İnan ki çok kolay; anlaması zor ama değil mi? Bekleme anlamazlar, anlamayacaklar; yapacaksın yapamıyorum diye bir şey yok diyecekler sana. Yapacaksın ama zorundasın.... Sen onların dediklerini yapacaksın ve sonusuza kadar kaybettiklerinin farkına vara vara, kanaya kanya yaşamaya sen sen olduğun için mecbur bırakılmış olacaksın... İtiraz etme ve payına düşeni al.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Al ki göster, söyleme ki sessizlikte kelimeler anlam bulsun.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Geniş zamanların baş öznesi gider ayak iki kelam etti, gittim."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-8067929377279489207?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/8067929377279489207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/07/dus-bozumu.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/8067929377279489207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/8067929377279489207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/07/dus-bozumu.html' title='Düş Bozumu'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-5851630209807543346</id><published>2011-07-18T02:06:00.001+03:00</published><updated>2011-07-18T02:10:04.492+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel'/><title type='text'>Korkuya Yer Yok</title><content type='html'>Sana gelip bunu niye yaptın diyenler elbet ki olacak; "sana ne" demeyi başarabildiğinde daha iyiye gittiğini hissedeceksin. Düşüncelerini kontrol altında tutmaya çalışanlar olacak; onlara "hayır izin vermiyorum" diyebildiğinde daha da iyiye doğru gideceksin...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayatın öyle çok da açıklanabilir bir mekanizması yok aslında; kafa karıştırmak için ortaya attıkları seni kandırmaktan öteye gitmediğini anladığında mücadelede bir adım öne geçeceksin. Lakin yorgun düştüğünü hissettirdiğinde milyon adım geri gidersin. Kurallar çok basit aslında; hep söylerler bunu, hem de inatla: &amp;nbsp;"yapabildiğin kadarı ile varsın, yapamadığında yok olursun". Öyle her şeyi çok ciddiye almayacaksın; unutma bazı şeyler sadece görünmek istediği gibi görünür. Görmeyi öğreneceksin önce, sonra gördüklerini yorumlamayı ve yerlerine koymayı. Bilgini kullanabilmenin en önemli koşulunun okumak değil gözlemlemek olduğunu zamanla anlayacaksın ve unutma bir süre acı çekeceksin...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Altın tepsi kuralı yoktur hayatta; acı çekmez isen rahat edemezsin, eğer ki aklını kullanacak kadar fikrin yoksa yine çuvallarsın. Acı çekmekten kormayacaksın; eğer korkarsan daha çok acı çekersin... Düşünmekten, yüzleşmekten korkmayacaksın lakin fazla da takılmayacaksın; eğer fazla derine inersen dipte boğulursun. Kaçmayacaksın, korkaklık yapmayacaksın, akan kanını önemsemeyeceksin, hep daha fazla kan akmasın diye mücadele edersen düşündüğünden de fazlasını kaybedersin...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aynaya bakmatan korkmayacaksın her şeyden önce, kendine ayna tutmaktan korkmayacaksın. Başkalarına ayna tutabilmek için kendini aynada çok iyi tanıyacaksın. Sen nasıl yorumlatmak ve nasıl göstermek istersen öyle görmelerini istiyorsan aynada gözlerinin içine bakıp "ben buyum" demekten kormayacaksın. Kendi değerini bileceksin; bilmezsen kaybedersin. Eksinklerinin farkında olacaksın ki tamamlayabilesin. Eksilerini bileceksin ki artılara dönüştürebilesin. Kendin olmaktan değil bir başkası olmaktan korkmalısın belki, belki ondan bile korkmamalısın. Aslında hiçbir şeyden korkmamalısın; delirmekten hatta ölmekten bile. Yalnızlıktan korkmamalısın, yok olmaktan korkmamalısın. Korkarsan var olamazsın, eğer tek bir şeyden dahil korkarsan yok olursun...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
En zayıf anında sana atılacak oklardan kaçmamalısın, mücadeleyi öğrenmenin birinci kuralı her daim stratejik hareket emektir, öyle körü körüne ateşe atlamamalısın; yapabildiğinin en iyisini yapmalısın ki yok gücünü var edesin. Bakmayı değil görmeyi öğrenmelisin; boşlukta dahil görebilmelisin ki anlayasın. Anlarsan başarırsın, anlarsan inanırsın, inanırsan imkansızın olasılığını bilirsin. Eğer ki kabullenmeyi öğrenirsen imkansızın ötesinin olduğunu ve imkansızın basit bir duvar olduğunu anlarsın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Başarı her daim sana koşarak gelmez, kolay yoldan elde ettiğin hiçbir şeyde başarılı olamazsın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-5851630209807543346?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/5851630209807543346/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/07/korkuya-yer-yok.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/5851630209807543346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/5851630209807543346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/07/korkuya-yer-yok.html' title='Korkuya Yer Yok'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-6354448212406973376</id><published>2011-07-12T11:07:00.001+03:00</published><updated>2011-07-12T11:08:28.566+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik ve Ötesi'/><title type='text'>Size Şarkılar Getirdim Anlamlardan...</title><content type='html'>Uzun zamandır şöyle bol notalı bir yazı yazmamıştım, eksik kalmasın dedim ve hemen harekete geçtim... Bu aralar birbirinden karşık duygular içersindeyim o yüzden bu yazıda birbirinden farklı tarzlarda şarkılar yer alacak. Yine bu aralar anlamlı olanları, severek dinlediklerimi getirdim size...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O halde ilk şarkı kesinlikle &lt;b&gt;Dio - Rainbow in The Dark&lt;/b&gt; olmalı:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dinlerken kendimden geçiyorum, notalarla dans ediyorum desem yalan olmaz... Gözümün önünde canlananlar ve hissettirdikleri ancak bir başkası tarafından hissediliyorsa anlaşılabilir...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/MnemRnrdgb0?hd=1" width="640"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
İkinci şarkı yine &lt;b&gt;Dio&lt;/b&gt;' dan &lt;b&gt;Holy Diver &lt;/b&gt;olmalı... Bu şarkı sürekli beynimde çalıyor son zamanlarda ve oldukca sevdiğim şarkılar listesinde kesinlikle yer alıyor...&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="510" src="http://www.youtube.com/embed/Uqn34CGO-1U" width="640"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
Bunların ardından bir&lt;b&gt; Black Sabbath - Iron Man&lt;/b&gt; o kadar iyi gider ki onu da unutamadım...&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="510" src="http://www.youtube.com/embed/pmc27GQrRUk" width="640"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
O kadar anlamlıyı bir araya getirip de &lt;b&gt;Deep Purple -&amp;nbsp;Smoke On The Water&lt;/b&gt;' es geçmek olmaz...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/arpZ3fCwDEw" width="640"&gt;&lt;/iframe&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
Ve &lt;b&gt;Queen -&amp;nbsp;We Are The Champions&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/hSTivVclQQ0?hd=1" width="640"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
Ve tabiki de unutulmaması gereken&amp;nbsp; &lt;b&gt;The Alan Parsons Project - Old And Wise&lt;/b&gt;...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="510" src="http://www.youtube.com/embed/QxaIFP0vyfI" width="640"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
Son şarkı biraz daha farklı olsa da paylaşmadan geçemeyeceğim... &lt;b&gt;Björk - Army of Me&lt;/b&gt;...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="510" src="http://www.youtube.com/embed/xwY67ZktrFQ" width="640"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
İyi dinlemeler...&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-6354448212406973376?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/6354448212406973376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/07/size-sarklar-getirdim-anlamlardan.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/6354448212406973376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/6354448212406973376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/07/size-sarklar-getirdim-anlamlardan.html' title='Size Şarkılar Getirdim Anlamlardan...'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/MnemRnrdgb0/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-7392217707988508525</id><published>2011-07-08T03:40:00.000+03:00</published><updated>2011-07-08T03:40:16.183+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kişisel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arada bir..'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='serzenişte'/><title type='text'>Hiçliğin Hikayesi</title><content type='html'>Melodik hareket ediyor ruhum; herhalde notalara dökülmüş hali Björk' den &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=6KxtgS2lU94"&gt;Army Of Me&lt;/a&gt; olurdu. Evet evet kesinlikle öyle olurdu... Bir çok şey yapmak isteyen, ama aynı zamanda hiçbir şey yapmak istemeyen bir haldeyim. Elbette ki yapmak istediğim şeyler var benimde; mesela kalkıp bisikletime atlayıp en yakın benzinliğin yolunu tutmak, en soğuğundan bir şişe süt almak ve o sütün yolda gelirken soğumasına lanet okuyarak evin yolunu tutumak gibi. Sonrasında soğuk bir sütlü kahve... Basit gibi duruyor değil mi? Oldukça basit. Başka isteklerimde var tabi; bu sefer yine bisikletime atlayıp 68 kilometrelik yolu bıkmadan usanmadan gitmek gibi. Bu da oldukça basit aslında ama bir farkla mümkün değil..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstenmediği yerde duramaz insanoğlu, istediği yerde de duramaz kimi zaman. Çok istese de iteler kendini başka bir yöne; çünkü orada durmanın yükünü kaldıramaz. Hayat öyle garip, ilginç, sıradışı falan değil aslında; inadına basit, inadına yalın ve inadına kolay bir kavram. Doğru ve yanlışların kümesi gibi hayat; durduğun yer bundan önemli. Ortada durma gibi bir lüksün yok; öyle bir seçeneğin yok, kim ise sana orta yol vardır diyen sakın inanayım deme çünkü bu hayatta siyah ile beyazdan başka renk yok. Zorla renk körü olanlardanım ben de; zorla akla karayı seçenlerdenim. Elimde tüm gücümle tutuğum o kılıcı ne zaman bir başkasının yanında güvende hissedip kılıfına koysam kılıfı ile kılıcı sırtına yiyen kişiyim ben. Aslında davulun sesinin uzaktan hoş geldiği gerçeği tamamen doğrudur. Siz yakınımda olman güzel, varlığın yeter diyenlere bakmayın; emin olun onlar bile yer yer yokluğunuz için yok pahasına istek duyanlardır. Sizi siz olduğunuz için, çok istediğiniz için, huzurun aslını bildiğiniz için, her şeyden önce kendiniz olduğunuz için yanınızda istemiyorlarsa o varlığın yeter sözününü yokluğunu tercih ederime çevirmiş olduklarını hafif yollu göstermeye çalıştıklarını unutmayın. Netim istemiyorum, huzurumu kaçırıyorsun gibi bencilce söylemler mesela; değerin terazisi, önyargının ta kendisi olmayı hak eden sözlerdir. Bencilliğin en saf halidir işte bu; sizin bencilliğiniz emin olun bunun yanında hiçbir şeydir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kırdıkları, döktükleri, paramparça ettikleri yetmezmiş gibi bir de "iyiliğin için" yaptım diyebilirler, dediler de nitekim. Benim yaptıklarım kırık dökük olsa dahil kimse bunu tamir mi etmek istediğimi yoksa sıfırdan mı yapmak istediğimi sormadan yıkamaz, hiç olmazsa sormalıydı yıkmadan önce fikrimi almalıydı. Benim iyi bir usta olduğumu bilmeliydi; her kiremitin, her tuğlanın nereye konulacağını, temelin nasıl güçlendirileceğini dahil hesapladığımı bilmeliydi; bilseydi eğer evet o insan beni tanıyor, evet gerçekten değer veriyor derdim. Diyemiyorum bu da onun ayıbı, onun boş hesaplarının sonucu olsun...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne diyordum ben en son; hah kuşlar, o kadar güzel ötüyorlar ki gecenin karanlığında özgürlüğe çağırıyorlar ruhumu. Sıkıştığı yerden fırlamasına ramak kalan ruhumu okşuyorlar; işte bu yüzden seviyorum onları. Ve bir hafif yollu esen rüzgardan yıldızlara giden yol var ya hah işte senin çaldıklarını bana başka biçimde getiren kum satine benziyorlar. Ne kadar da basit değil mi her şey? Sen istersen olur...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstesemezsen mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Elimizdekileri de alır hiçliğe gideriz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-7392217707988508525?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/7392217707988508525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/07/hicligin-hikayesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/7392217707988508525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/7392217707988508525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/07/hicligin-hikayesi.html' title='Hiçliğin Hikayesi'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-4848052373708069434</id><published>2011-07-05T22:34:00.000+03:00</published><updated>2011-07-05T22:34:44.763+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Huzur..</title><content type='html'>Geçtim artık her şeyden,&lt;br /&gt;
Tek istediğim biraz huzur,&lt;br /&gt;
Bir sahil kasabasının kuytusunda.&lt;br /&gt;
Sessizliğe atılan kahkahalar istediğim,&lt;br /&gt;
Çarpışan kadehlerin sesi olsun kırılan camların yerine,&lt;br /&gt;
Hafif bir rüzgar essin ensemize.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kırılan kalpler unutulsun,&lt;br /&gt;
Tek bir şarkıyı okusun dudaklar,&lt;br /&gt;
Tek derdimiz yıldızlar olsun.&lt;br /&gt;
Güneş doğsun üzerimize,&lt;br /&gt;
Endişeler unutulsun,&lt;br /&gt;
Dostlar olsun bir tek,&lt;br /&gt;
Gerisi isterse yalan olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-4848052373708069434?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/4848052373708069434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/07/huzur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/4848052373708069434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/4848052373708069434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/07/huzur.html' title='Huzur..'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-1400139199360718513</id><published>2011-07-04T00:41:00.000+03:00</published><updated>2011-07-04T00:41:01.936+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hikayeler anlatıldı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kayıp hikayeler'/><title type='text'>Histeri...</title><content type='html'>Bam bam bam...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayak sesleri duyuldu gecenin hırçın karanlığında. Elinde şarabı, aklında düşünceleri ile kadın gözkapaklarına düşen yorgunluğu dinlendiriyordu. Asabi bir ses ile irkildi; ayak seslerinin sertliğinden gelişi belli olan fırtınanın soğukluğunu şimdi çok daha net hissediyordu...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Adam; yılların yorgunluğunu ve yürüdüğü yolların hesabını bilmeyecek kadar çok görmüştü. Gerginliği, siniri ve tüm o patlama noktasındaki hisleri kadına yönelik değildi. Şiddeti sevmezdi, sevmezlerdi. Sakin bir hayat yaşıyorlardı; içlerine attıkları ve içlerinde büyüyenleri saymaz isek oldukca sakin bir hayattı bu...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kadın şarap bardağını sakince yere bıraktı; kafasını bir o kadar uyuşuk bir biçimde çevirdi adama. Adam burnundan soluyordu; tüm bu gerginliğin sebebi adamın kol saatinin kaybolmasıydı. Patlayacaktı ve bir sebebe ihtiyacı vardı... Oldu da; ömrünün en büyük patlamalarından birini yaşadı o gece adam ve kadın. İçlerinde kalanlar saçıldı etrafa, kırılanlar, olanlar ve olmayanlar... Bir şeylerin bitişi için her zaman geçerli bir sebebe gerek yoktu; içte birikenler yetebiliyordu her şeyin sonuna bir nokta koymaya...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kadın şarap bardağını yerden aldı; kalan son bir kaç yudumu dikti kafaya. Kendinden başka değer verdiği tek şey yarınıydı... Kapıya doğru ilerledi elinde kalan bir kaç eşya ile; ayakkabılarını giydi &amp;nbsp;ve kapıyı açtı... Söylenecek çok söz vardı; yutkundu, tek bir "Hoşça kal" ile yetinmeye karar verdi. Benliği yerine geldiğinde havanın soğukluğunu kalbinde hissetti...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Adam olduğu yere çömelmişti; elindeki kol saatini hiç durmaksızın geriye alıyordu... Sanki yıllar öncesine bir zamana dönermişcesine... Kalktı; aynaya baktı, gördükleri sadece acı bir gülümsemeye izin verebiliyordu... Yürüdü; karanlık odaların birine daldı öylece, aydınlığı bulabilmek adına.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-1400139199360718513?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/1400139199360718513/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/07/histeri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/1400139199360718513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/1400139199360718513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/07/histeri.html' title='Histeri...'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-8337756396585222983</id><published>2011-06-26T01:41:00.001+03:00</published><updated>2011-06-26T01:42:58.653+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kişisel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='duygu patlaması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gece yarısı muhabbetleri'/><title type='text'>Benden Öte Bana Yol Var Mı?</title><content type='html'>Kafasını duvara çarpıp da yere düşen kuş gibiyim Hilmi. Kafeste duramayan bir kuş. Durmak isteyen ama duramayan. Durmaya çalıştıkça kanatlarını kafesin parmaklıklarında kanırtan bir kuş gibiyim. Anlatamadıklarım var benim de elbet ve kendime göre haklı sebeplerim. Bu haklı çırpınışın sonunu inan ben de bilemiyorum. Ben sana ne dedim Hilmi? Gözyaşı akan yerde kuraklık olmaz. Yine de insan evladı ağlamamalı Hilmi; kendini paralamamalı. Baktı ki zarar veriyor kendine kendinden bile uzaklaşmalı ya da kendine dönmeli Hilmi. Ben bunu yapmak isterken duygularıma takılıp da yapamadığımdan kızıyorum kendime başka bir şey değil Hilmi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Duygusal oluşumdan değil; ki zaten o kısmı aşıyoruz yavaş yavaş kendimi sıkışmış hissettiğimden ağlıyorum ben Hilmi. O da bir yerde duygusallık dersen haklısın anam babam; ama şu var ki bunun tez elden çözülmesi lazım Hilmi başka yolu yok yani. İnsan bazen bencil olsun iyidir derler ya ben hala olamıyorum. Olmak istiyorum bak ondan yana sorun yok ama içim elvermiyor be güzelim, içim kaldırmıyor yani; sorun tamamen bende. Özgürlüğüme aşığım ben Hilmi; ondan bu karmaşa, bu iç savaş. Bir an özgürlüğümü kaybettiğimi düşününce bana gelenler geliyor; ve her şeyin önüne anlık bencilliklerimi koyabiliyorum. Ama bir yandan şu kalbim çarpıyor atıyor ya bir sebepten ötürü o dur diyor işte Hilmi. Çekiyor ayak bileğimden; dur diyor gitme, yapma dayanabildiğin kadar dayan. Önce mücadele et diyor; istediğin iki farklı şey için mücadele et. Ben öyle öğrendim Hilmi; bazen fedakar olabilmeyi öğrendim ben. Baktın ki bu yükün altında eziliyorsun, baktın ki kaldıramıyorsun artık dayanmaya lüksün yok o zaman mücadele ettim ama olmadı diyebilir ve özgürlüğüne gidebilirsin Hilmi. Ben de bunu yapacağım; deneyeceğim hiç olmazsa.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şayet bana bazı şeyler çok batıyor Hilmi; temelinde inançlarımın yattığı, kişiliğimin getirdiği ve baskıcılığa ters bakış açım yatıyor. Diyorum ya bana söylenen, yapmamı istenilen bazı şeyler bana tamamen ters; yanlış yani. Hem biz özgürlüğümüz, inandıklarımız, düşüncelerimiz için nelerden vazgeçmedik ki? Kendim olamayacaksam ne anlamı kalır ki yaşamanın; benliğimi şuracıkta bırakıp yürürsem düşerim. Ben kendime güvendikçe bu böyle gider Hilmi; emir alamıyorum ben dik kafalıyım. Ama benden öte bana yol var mı ki Hilmi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Hilmi: Blog' umun adıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-8337756396585222983?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/8337756396585222983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/06/benden-ote-bana-yol-var-m.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/8337756396585222983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/8337756396585222983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/06/benden-ote-bana-yol-var-m.html' title='Benden Öte Bana Yol Var Mı?'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-4521678105840607899</id><published>2011-06-18T22:16:00.000+03:00</published><updated>2011-06-18T22:16:45.523+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kişisel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ayrılık'/><title type='text'>Baştan başlamak...</title><content type='html'>Dönemlik insanlar olur elbet, yazlık battaniye misali. Zamanı dolunca umursamadan giderler. Ben bu durumu kuşatma altındaki zamanlarına benzetiyorum Türkiye' nin. Atatürk' ün 18 Kasım 1918' de Haydarpaşa garı önünde söylediği gibi "geldikleri gibi giderler". Bir kaç evi, dünyaları, hayalleri yıkarlar; içinde bulunan insancıkları, parçalarını öldürürler ve geldikleri gibi giderler. Biz mücadeleyi seven bir milletin evlatları değil miyiz? Akıtılan onca kan, kaybedilen onca şeye rağmen dimdik ayakta duran ve duracak olan bir milletin onurlu evlatları değil miyiz? Neden en ufak bir hayal kırgınlığında, bir kayıpta çöküp kalalım ki? Neden kendimi üzeyim ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Geldiler; izler bıraktılar içimde.&lt;br /&gt;
Kalbimi büyüttüler, beni büyüttüler.&lt;br /&gt;
Ruhumu içtiler, kanımı emdiler, göz yaşlarımı aldılar.&lt;br /&gt;
Geldiler; yüzümü güldürdüler,&lt;br /&gt;
Mutlu ettiler,&lt;br /&gt;
Fedakarlık ettiler&lt;br /&gt;
Ve sonunda gittiler,&lt;br /&gt;
Geldiklerinden de sert bir şekilde gittiler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir filmin son karesi her daim güldürmez belki ama hayat devam ettiği sürece dik durmayı ve gülümseyebilmeyi öğrendim ben. Onlar inanmadılar, onlar önemsemediler, onlar hiç ettiler, kendilerince yok ettiler ve geldikleri gibi gittiler. Ama onlar bir şeyi hiçbir zaman göremediler; hepsi benden önce güçlerini kaybedip, benden önce acınası şekilde pes ettiler...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve öylece gittiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-4521678105840607899?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/4521678105840607899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/06/bastan-baslamak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/4521678105840607899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/4521678105840607899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/06/bastan-baslamak.html' title='Baştan başlamak...'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6096508874781648802.post-7582032848413231623</id><published>2011-06-18T01:31:00.000+03:00</published><updated>2011-06-18T01:31:03.738+03:00</updated><title type='text'>Bir kaç satırlık...</title><content type='html'>Bazı şeyleri çok abarttım ben, çok büyüttüm gözümde; hatta olmayan şeyleri varmışcasına gördüm. Çok ayrıntıya takıldım ben anam babam. Hem ne demiş bilir kişi; ne alıyorsan onu vereceksin, hiç kimseyi yere göğe sığdırılamayacak kadar çok değerli kılmayacaksın. Öyle yapınca kırılıyorsun çünkü, üzülüyorsun. Ne gerek var a güzel kardeşim; ne gerek var ki kendini üzmeye kırmaya. Olmuyorsa zorlamayacaksın, sen istesen de olmayanı olduramazsın. Neysen osun, neredeysen oradasın; sen her ne kadar yere göğe sırdıramasan da sen de herkes gibisin, sen de diğerleri gibisin.. Ne yaşanırsa yaşansın, ne hissedersen hisset; sen de bir noktadan ibaretsin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6096508874781648802-7582032848413231623?l=www.huzunkovankusu.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.huzunkovankusu.com/feeds/7582032848413231623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/06/bir-kac-satrlk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/7582032848413231623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6096508874781648802/posts/default/7582032848413231623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.huzunkovankusu.com/2011/06/bir-kac-satrlk.html' title='Bir kaç satırlık...'/><author><name>Özge Çatal</name><uri>https://profiles.google.com/114417088806580657885</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh4.googleusercontent.com/-l37-1V-eCKE/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAI2Q/PAqWuyhp8v4/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
