Bir ipe bağla yüreğimi; çeksen bile gelmesin sana... Uzaktan bir ses fısılda bana; ağırımış saçlarıma hediye olsun karanlıklar... Gecenin sevilecek her yönünden nefret ettir beni; bin beddua ile yıkandık, bin acıyla yürüyoruz... Zamanı çalan sen, ben değildik günün muhtelif saatlerinde; yaralarımız o kadar derindi ki kanamayı durdurmayı beceremedik... Şimdi sessizliği bağırıyorsun kulaklarıma; sağır ediyorsun beni... Duymak istediklerim bunlar değildi belki ama bunların bile kıymetini biliyor vefakar yüreyğim... Kan damlalarını siliyorum beyazımdan; siyahımı sandığa kaldırdığım günden beri renklerim vardı onlara sövüyorum.. Belki de gizlememeliydim onu; ellerimde tuttuğumu sandığım şey siyahın ta kendisi olmalıydı... Saçlmarımı öyle güçlü savurmamalıydım fırtınaya karşı; tozların yüreğime ilişmesine izin vermemeliydim... Güneş kokmamalıydım, yıldız saçmamalıydım, gözlerim gülmemeliydi, tüm yasaklanmış kelimeleri söylememeliydim... Sessizliğe gömülmeliydi ruhum en başından; mabetinde çürümeliydi ruhum, arafta sıkışık kalmamalıydı... Günü geldimi infaz edilecek olan kalbim aslına o ipe hiç adım adım yaklaşmamalıydı...
Şimdi azad et beni tüm acılarımdan... Elimdeki umut kırıntılarını bir güvercine armağan edecek kadar onurlu ruhum... Senin beni bırakıp gittiklerin kadar sana koştuğum yolları hatırla... Günlerden acı olsa da gülümseyebilecek güç bıraktığına şükürler olsun... Yalnızlık denen illeti senin kadar sevemedim ya ben hah işte tek sancım ondan... Depremlerle sarsılan ruhuma bu artçı son vuruşu yaptı belki... Yıkıntıları temizlemek zor iş şimdi; bu karanlıkta kalanları bulamayacak kadar yorgun gözlerim... Yeniden yapacaklarımı da yıkacaklar nasıl olsa diyip de bırakamam öylece; cenazemi yerden kaldırıp yeniden can vermeliyim ona... Yolun kenarına atılan anlırımı bulamıyorum şimdi; dem' in kırmızlığında tat aramak benim neyime... Yollara serpiyorum seceremi; üstüne bastıkca ayağına batan can kırıklarımla gülümse diye... Acıdan gülmeyi öğrendiğim gün ilan ettim ölümsüzlüğümü... Sen gel, öldür ve her seferinde aynı hazzı yaşa diye...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Kim Bu Hatun?
- Özge Çatal
- Pesimist değil, oldukça optimist... Dışardan bakıldığında çok karamsar dursa da, içinde rengarenk çiçeklerle bezeli bahçeler var... Gözlerinde bir damla yaş olsa da, yüzünde hep gülücük var.. İçinden haykırmak gelsede karanlığa aydığınlığı, dahaca kapanmamış çok büyük bir karanlığı var... Dünü hoş değildi ama bugünden, yarından hala umudu var...
Sandık İçi
-
►
2009
(126)
- Nisan (14)
- Mayıs (18)
- Haziran (9)
- Temmuz (5)
- Ağustos (13)
- Eylül (28)
- Ekim (13)
- Kasım (15)
- Aralık (11)
-
►
2010
(78)
- Ocak (8)
- Şubat (9)
- Mart (7)
- Nisan (7)
- Mayıs (7)
- Haziran (3)
- Temmuz (4)
- Ağustos (5)
- Eylül (16)
- Ekim (3)
- Kasım (5)
- Aralık (4)

0 parmak basan:
Yorum Gönder
Fikirleriniz bizim için pek bir değer arz etmekte, şayet susmayı da sevebiliyoruz insanlık olarak.