Geçmişe yolculuk yaptık bugün. Şehrin arka sokaklarında hırçın çocuklar vardı; elleri kirli, sessiz, yorgun. Umutlarıyla sürdürdükleri hayatlarını kaybettikleriyle yokluğa sürükleyen çocuklar; ne de çok içimi acıttılar. Sessizlik hoş geldi kulağıma bir bar taburesinin üzerine yaşlanırken; dolup boşalan kadehler değildi aslolan geçen zamanın hoyrat rüzgarında üşüyen ruhumun titreyişiydi. Gözlerimi kapatmadım bu sabah; varolmanın acısını çeken bir tek ben değildim; biliyordum iliklerine kadar hisseden elbet birileri vardı buralarda, ama göremiyorum onları yine de ümitsiz değilim. Bağırmak geçti içimde; sessizlikte bir çığlık yankılansın istedim, yapamazdım susma zamanını çoktan geçmişti saat; ellerim ise en az o hırçın çocuklar kadar kirliydi...
Zaman çoktan akıp gitmişti oysa; saatleri geri almak bir şeyi değiştirmezdi, senden alınanı sana geri vermezdi hayaller anlatamadılar sana; ne sana ne de bana ne de onlara kimse anlatamadı. Bağırsam sesim boş bir kavanozun içinde yankılanabilirdi ancak, ateş böceklerinin bile duyamayacağı kadar az. Aslında çok olan ama bir bir dökülen yapraklar gibi, işte ağaçlar bu yüzden çıplak. Üstünü örten yorgan kadar samimi değil hayat; senin de benim de nefes alan herkesin de payına düşen bu soğuk duvarlar, gerisi yok... Belki derin bir nefes; pusuda gizlenen düşmandan da hain dostlarla geçen günlerin kayıplarını tutabilecek bir defter icat edilmedi henüz. Hem icat edilse dahil tutulamayacak kadar çok gün var evvellinde. İyileri alabilmek çürüyen elmanın sağlam kısımlarını yemek istemeye benzer; inanırsan elinde kalanlar bir kaç eksikle de olsa dimdik dururlar...
Sen kötü ol; kötü ol ki iyiler kıskansın ellerindeki sefaleti. Hakkın olanı istemek değil meziyet istemeden alabilmek bu devirde. Hakkın olmayanı da alabilmelisin ki kötü olabilesin. Dışarıdan gördükleri içini yansıtmasın; acımazlar kırarlar camlarını kapılarını yok pahasına, sen bile anlamadan. Seni bile sen olmaktan çıkartır bu varoluş sancısı; yokluğunu bile kum tanelerindeki inci misali ararsın...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Kim Bu Hatun?
- Özge Çatal
- Pesimist değil, oldukça optimist... Dışardan bakıldığında çok karamsar dursa da, içinde rengarenk çiçeklerle bezeli bahçeler var... Gözlerinde bir damla yaş olsa da, yüzünde hep gülücük var.. İçinden haykırmak gelsede karanlığa aydığınlığı, dahaca kapanmamış çok büyük bir karanlığı var... Dünü hoş değildi ama bugünden, yarından hala umudu var...
Sandık İçi
-
►
2009
(126)
- Nisan (14)
- Mayıs (18)
- Haziran (9)
- Temmuz (5)
- Ağustos (13)
- Eylül (28)
- Ekim (13)
- Kasım (15)
- Aralık (11)
-
►
2010
(78)
- Ocak (8)
- Şubat (9)
- Mart (7)
- Nisan (7)
- Mayıs (7)
- Haziran (3)
- Temmuz (4)
- Ağustos (5)
- Eylül (16)
- Ekim (3)
- Kasım (5)
- Aralık (4)

Bazen hayatın makyajsız haline yolculuk yapmak insana iyi geliyor:))