Sağa sola sataşan bünye ( Ama bu sefer zararsız - mış )

31 Ekim 2009 Cumartesi



Saat epeyce bir geç olmuş; farkına varmamışım, yorgunum bugün esasen sağa sola çok sataşmışım. Can sıkıntısından insan ne yapacağını bilemiyor; boşluk zor iş, biran önce yeni bir uğraş bulmalı bu bünyeye. O kadar telaşın arasında sıkılmayı nasıl başarıyorsun diyenlere; her gün birbirinin tekrarı işte, sıkılmaktan başka bir şey yaramaz işe. Değişik renkler arar her insan gün geçtikçe; oysa ki her renk siyaha dönercek günün birinde..

Yanmaya mecbursun!.. İçini içinde ye; kabuklarını atı ver gitsin. Pislik varsa ruhunda bil ki bu tam anlamıyla sen değilsin..

Seni izleyen binlerce göz kör aslında, bakma sen onlara.. 

Öyle şarkılar vardır ki ağlatmaktan fazlsını yapar..

29 Ekim 2009 Perşembe
Ne şimdi bu; nasıl yani derken bu şarkıyı buludum bir şekilde ( daha doğrusu buldurttular.. ) Sözleri öyle bir koydu ki bana, müziği de üstüne eklenince başladım ağlamaya.. Duygulandım be sevgili blogum. Her ne ise işte o şarkı;





Karın ağrısı dipnotcuğu: Ah be gözüm ne yaptı bu hayat bize? Neden biz bu kadar derdin içersinde? Anlamsız bir kaç kelimenin ardından 'hoşçakal' diyoruz hep birbirimize.. Arada bir yetmez ki sana olan hasreti dindirmeye..

Dünyanın en şeker kedisi : Sütlaç

26 Ekim 2009 Pazartesi
Sizlere dünyanın en şeker kedisini takdim etmekten onur duyar; bu tatlılığa on saniye de olsa bakmanızı tavsiye ederim. İnanılmaz huzur dolacaksınız:



-- Sütlaçın en şekler hali --

 

-- Sehir halindeki Sütlaç --





-- Binbiryüz Sütlaç --




-- Masum Sütlaç --




-- Uyuyan güzel Sütlaç --



İşte bu dünya tatlısı kedinin bir çok hali.. Her hali ile şeker olduğu tartışılmaz. Canımdan çok sevdiğim arkadaşıma ayit olan bu tatlı ve dünyalar güzeli kediyi ben çok sevdim. Umarım siz de beğenirsiniz. Canım arkadaşım seni de kocaman öpüyorum ve en yakın zamanda Sütlaçı sevmeye gelmek istiyorum... Saygılarımla ve kucak dolusu sevgilerimle..


Böyle buyur edilimiş..

24 Ekim 2009 Cumartesi
Bugün başlamamaması, bir gün bitmesinden iyidir.. Ne de olsa her koyun kendi bacağından asılır..

İflas Bayrağı..

Saat sabahın yedisi olmuş vay anasını. Üstüne üstük içmişim, dertliyim tarzı bir kaç klasik cümle geçi verdi aklımdan. Dert dediğim bu ise hayatın amacı sapmış doğrultmak lazım. Nevaliler tüktendi; tek dal sigaram kaldı ama lanet olsaı uyku uğramak bilmiyor gözlerime.. Şafağı gördüğüme şükür; öğlene ne olur bilinmez.. Yapacak bir şey yok derim ve susar nikotin eksikliğinden kendimi kemiririm.. Sus-tum.. Ve mutlu son..

Kendini Saçmalatmaca..

Bugün kendimi aşırı derecede sağlığa zararlı bir varlık olarak ilan ettim. İtirazı olan, olmayan herkese selam olsun en başta.. Kaş yaparken göz çıkartmak diye buna diyoruz biz buralarda. Sokaktan geçen it kadar aklın yok mu lan senin? tarzı soruları çevapsız bırakma hakkımı kullanacağımı şimdiden berlitmekte yarar var kanımca. He derseniz bile bile lades yapmak sana zevk mi veriyor; evet kesinlikle ben manyağım.. Hadi bakalım iki ucu boklu değnek; ayıkla princin taşını.. İki ucu boklu değnek olsa yine iyi, bütün uclar boklu; ve bu princin taşı yüz yıl ayıklasan bitmez.. Kesinlikle yaşamam hata!.. Ve evet eğer ki bana araba ile çarpmaya veyahut üzerimden tırla geçmeye gönüllü iseniz kellemin başına 0 tl koyuyorum. Yeter ki ezin geçin beni; parçalara ayırıp yurdun dört bir yanına dağıtın beni.. Abuk sabuk işler müdürü olarak kendime yılın elemanı ödülünü layık görüyorum şu an ihtibari ile. Sebep sormayın; neden aramakla bitmiyor sorunlar.. Elinde çomak bok kurcalamanın bir anlamı yok şu saaten sonra; geçti borun pazarı sür eşeği niğdeye.. Madem her şeyi sen maffetin hastalıklı bünye; sen çekeceksin ceremesini.. Geri zekalılığın lüzumu yoktu yani şu anlamlı ve önemli günde.. Hadi lan çok konuştun sen hem suçlu hem güçlü..  Topla tasını tarağını bir sonraki durağa doğru yol al bacım.. Madem yaptın bir salaklık, kısa kes aydın havası olsun.. Hadi bakalım bu kadar kelam yeter, kalın sağlıcakla..

Dip not zımbırtısı: Yukarıda yazılı olan metinin gerçeklik payı %100 olup; hiç bir şekilde kendini affetmeyecek olan bünyenin iç çatışmasnın bire bir dışa vurumudur. Serttir, dikenlidir, batar, kanatır, acıtır.. Ama bu bünye bunu ve daha fazlasını hak etmiştir, kendini kandırmanın alemi yoktur. Yetti ulan deyip kendini kapatıp gitmektense öz eleştirimi yapar rahatlarım.. İçimde kalacağına nacizane blogumda kalsın daha iyi.. Gelecek nesillere ders olması ümidi ile..

45 Farklı Sanatçı ile Divane Aşık Gibi... (Doğa için çal! )

23 Ekim 2009 Cuma


Süper şarkı, süper düet, süper çalışma..

One Last Goodbye..

22 Ekim 2009 Perşembe
Bazı duygular vardır sözler anlatmaya yetmez.
Öyle anlar gelir ki haykırmak istersin,
Sesin çıkmaz..
Bir şarkı vardır anlatır her şeyi,
Her notada içten gelen sözler akar gider..
Sesler uzaklaşır,
Uykuya dalarsın,
Kötü rüyalar peşini bırakmaz..
Uyanırsın kan ter içinde,
O şarkıyı duyarsın derinlerden,
Huzur kaplar içini, göz yaşlarını tutamazsın..
İçten gelen fısıltıyla hayallere dalarsın..





One Last Goodbye - Anathema (Canlı Performans )

Dinlemeye doyamadığım harika şarkı..                                                                                                                               

İçten Gelen..

Hayallerimdeki sen ile anıyorum geçmişi,
Oysa ne kadar çocuktu düşlerim..
Büyümeyecek sanırdım hep,
Geçmeyecek sanırdım..
Geçti işte hepsi istemesek de,
Ve biz karın ağrıları ile büyüdük..

Ağlamaklı Huzur..

21 Ekim 2009 Çarşamba
Gökten üç elma düştü..

Ey Özgürlük!..

17 Ekim 2009 Cumartesi


Çoğımuz düşkünüzdür özgürlüğümüze; fakat ne yaparsak yapalım tam anlamıyla özgür olamayız hiç bir zaman. Hayatımız boyunca verdiğimiz özgürük mücadelesinde hep bir yanımız bağlıdır bir şeylere. Hayatın gerektirdikleri ile zorla önümüze sunulan yaşam çoğu zaman kısıtlar bizleri. İstediklerimizi yapmamızı engelleyen sorunlar, bulunmak zorunda olduğumuz yerler, zaman kavramına bağlı olmamız gereken bir düzen vardır bizler için. Hep bir şeylerden kaçarak özgürlüğümüzü arar dururz ya da istediğimiz hayatı yaşamak için savaşırız. Mücadeleyi kazanamaz çoğumuz; hayattır bu senin istediklerini sana vermek için değil seni sona yaklaştırmak için geçer gider. Keşkelerimiz olur bu yüzden; sayısız keşkeler.. Bazen arkamıza dönüp baktığımızda bir hiçliğin içerisinde buluruz kendimizi. Bazen de o kadar çoktur ki olanlar yaşamda kendimize ayıracak vakit bulamayız. Zorunluluklar istediğimiz hayatı vermese de bizlere, istediklerimizi yapmamızı engelleyecek kadar da geçemez önümüze. Hedeflerimiz uğruna yaptıklarımızı bir çırpıda silip atmayı gerektirmez hayat koşulları. Evet zordur, imkansızdır belki. Ama pes etmek baştan kaybetmektir bu yakışmaz insan oğluna. Sonunda gideceğimiz yerin belirsizliğine inanırım kesin bir şekilde.Sonunu bilmediğimiz bir hayatta yaşamak mantıksız belki; belki de vardır bunun tatmin edici bir sebebi veya yoktur.. Olup olmaması mühim değil; hepimiz bağlıyız bir şeylere, bir şekilde. Okula, aileye, sevgiliye, işe, Tanrıya... Bağlı olduklarımız isteyerek veya zorunluluktan belki; belki de olmak istediğiniz yer olduğunuz yer değildir. Olmak istidiğiniz yerde olamamanız belki bizim suçumuz belki de değil önemi yok bunun. Asıl önemli olan bu dünyaya neden geldiğimiz veya bu hayatı neden bu şekilde yaşamak zorunda olduğumuzdur. Çevremizdekiler veya en yakınlarımız bizlere bir şeyleri zorla yaptırmaya, onların istedikleri hayatı yaşamaya zorlarlar. Burada beyinde oluşan ilk düşünce karşı koymadır. Ardından gösterdiğniz tepki isteksizlik boyutuna göre şekil değiştirerek ortaya konur. Başarırsanız ve kendi fikrinizi kabul ettirip istediğinizi yapabilirseniz ne mutlu size. Eğer ki önünüzde fikrinizi kabul ettiremeyeceğiniz bir engel ve zorunluluk varsa, idealleriniz peşinden gidemiyorsanız ilk başta bu sizin için hayal kırgınlığı ve zaman kaybı olarak görülüp hüsrana uğramanıza sebep olacaktır. Fakat bu her şeyin sonu değil yeni bir başlangıç olabilir. Önemli olan dezavantajları avantaja çevirmek ve zaman içersinde istediğinizi elde edecek yeni yollar üretmektir. Her kapıyı zorlamak, aşılabilecek her engeli aşmak zorunda kalsanız bile ideallerinizin peşinden gitmelisiniz. Önünüzlediki olumsuzluk sizi yıldırmamalı, aksine daha çok güçlenmelisiniz. Eğer ki ideallerinizden vaz geçerseniz geçmişe dönüp baktığınızda kocaman bir hiçlik görürsünüz ama ideallerinizin peşinden giderseniz dolu dolu yaşayan ve keşkeleri olmayan bir insana dönüşürnüz. Dünyaya neden geldiğiniz veya nereye gideceğiniz önemli değil. Önemli olan elinizdeki günleri iyi değerlendirmek ve dolu dolu yaşamaktır. Keşkelerinizin sayısı iyikilerinizin sayısını geçtiği vakit boş bir et yığınına dönüşür amaçsız bir insan olursunuz. Unutmayın ki bağlayanlar hiç bir zaman bağımlı olunanların önüne geçemez. Eğer ki özgürlük için savaşılması gerekiyor ise bu sonuna kadar yapılmalıdır. Bir kişi özürlüğünü kaybettiği anda benliğini de kaybeder. Bu da tam anlamı ile yok olmak demektir..

Yok Artık..

12 Ekim 2009 Pazartesi
Yalandı aslında hepsi; ben inanmamıştım aslen, yoksa siz inanmış mıydınız? Dün gördüğüm rüyanın etkisiyle kırmıştım kalbini; halbüki düşten öte değildi içimdeki boktan duygu, sahi buna kırlmış mıydınzı? Anlattıklarım hayalden ibaretti oysa; geçmişin karaladıklarını temizleme çabası, hepsi bu işte, basit bir oyunla kandırıldınız. Güvenmeyi başaramamanızın sebebi kendinize inanamamanızdı; oysa siz suçu bende aradınız. Başka tenlerde gezerken elleriniz; benim tenimini kirletmeyi planladınız. İntikamın bu kadar ucuz olduğunu sandınız; halbuki intikam denilen şeyin ne olduğunu bile anlayamadınız. Siz kendi içinizde yok olmuş bir ruhsunuz; bedeninize işgence ediyorsunuz. Gerçi siz benim söylediklerime de inanmazsınız. Boş laflar bunlar nasıl olsa; ifade etmez sizin için herhangi bir duyguyu. Amacınız çocukça planlanmış bir intikamdı nasıl olsa; sadece kendinizi küçülttüğünüz. Nefret etmem sanıyordum ama açıkçası tiksiniyorum sizden. Gerçi nefrette bir duygu bunu hak etmiyorsunuz ama zamanında siz de beslediniz bu duguyu bana. Amacınız nefret ettirmek ise kendinizden bunu çok kolay başardınız. Gerçi çekip gittiğinizde edinmeliydim bu duyguyu ama demek ki öyle bir sevgimiş ki benimkisi nefret etmem aylar almış. Aman efendim artık lüzum yok konuşmaya. Sözler bitti zaten; kelimeler kifayetsiz yaptığınızın karşında. Utanmayın kendinizden; siz de insansınız, zembille gökten inmediniz kusursuz olmazsınız. Affedilmeyeceksiniz asla benim tarafımdan; ama olsun siz benden başka çok insanın ahını aldınız..

Losing My Religion..

6 Ekim 2009 Salı
Hayatın bir kuple içine etsem ayıp olur mu dersiniz? Ya da bütünen vazgeçsem bu saçma var oluşlardan; çok mu erken pes etmiş olurum? Ah ulan çektiğim cümle sonları uzayıp gidiyor; bir türlü nokta koyamıyorum. Canım burnuma geliyor; sümkürüp atsam da yok olsam yer yüzünden diyorum olmuyor. Kaçıp gideyim, saklanayım bir yerlerde diyorum; ben kaçtıkça bütün soru işaretleri peşimden geliyor. Ağız dolusu küfür savuruyorum etrafa; rahatlıyorum, rahat batıyor. Siktiri çekip arkamı dönüyorum, geçmişim karşıma çıkıyor. Tam şimdi olacak diyorum, tutuyorum ayak bileklerinden; elimden kaçıp gidiyor. Ulan diyorum nedir bu üzerimdeki şansızlık; başıma gelmeyen dert kalmıyor. Azımı açsam boğuluyorum cümlelerimle; bir tek sözü neler bedel oysa. Bakıyorum ışığa doğru bir çıkış bulmak umudu ile; bütün ışıklar bir bir sönüyor. Ne yapmalı diye çırpınırken çareler tükeniyor kalıyorum öylece. Seni sevmeyi seviyorum çoğu zaman ama yok oluyor hayallerimden yüzün. Korkuyorum artık her şeyden; bütün olanlardan. Bu vicdan azabı beni öldürecek. Gidip kaybolmak ve bir daha dönmemek istiyorum. Özlemekten yorulan ruhum artık daha fazla direnemiyor yokluğuna; inancımı kaybederken seni de kaybediyorum..