Sanırım bu kez olacak..

24 Ağustos 2009 Pazartesi
Öyle umuyorum, belki de her şeyden çok istediğim için bu umutlanışım. Ama dur sakın korkup geri adım atma, uzaklaşma benden sadece küçük bir umut benimkisi. Zorlamalar, baskılar, sıkıp bunaltmalar, en önemlisi YALANLAR yok bu kez. Benden yana böyle olacak hiç olmazsa, böyle olmalı. Yeniden tanıştık var sayalım, zor değil yapabiliriz. Hiç olmazsa ben yapabilirim. GÜVEN bana, çünkü sen benim GÜVENİMSİN. İnan bu kez zor olmadığına, istersek yaparız bunu. Evet haklısın hiç bir zaman ESKİSİ GİBİ olmaz, çünkü bu sefer eskisinden de güzel olacak; sözüm söz sana. Korkma benden, çok değişti her şey yokluğunda. Ben değiştim, hayat değişti, belki sen de değiştin. Değişmeyen tek şey DEĞİŞİM oldu belki de. Zaman sardı içimdeki tüm yaraları, yaralar kapandıkça canım yanarak da olsa büyüdüm ben. Sen içimde yok olmak üzereyken son UMUDUMU verdin bana, büyüdün içimde hiç olmadın kadar. Sana olan sevgim asla bitmedi, onca şeye ramen sevdim ben seni; seveceğim de. Sen hala her şeyimsin benim, bu asla değişmeyecek. Gel diyemem sana senin kararın bu elbet, ama ben burdayım sadece senin için. Dünyadaki hiç bir şeyi umursamıyorum bu kez, üstelik sana mutluluk sözü veriyorum. Karar senin elbet. Gelirsen mutlu oluruz birlikte, gelmesen de hayatında küçük bir yerim olsun yine de. Bekliyeceğim; zamanım, ruhum, kalbim, bedenim her şeyim senin. Geleceksen uzatma ama bak yine de akıp gidiyor zaman. Kaçmasın bu günler, pişmanlıklar sarmdan içimizi gel. Bekliyorum bıraktığın yerde, bekleyeceğim...

Beatles ile güne başlamaca...

20 Ağustos 2009 Perşembe

İnsanı süper bir şekilde uyumadan uyandıran, neşe doluduran, zaten güzel geçecek bir günün daha bir güzel geçmesini sağlayan hadise... Bu hadise gerçekleşirken bir fincan kahve eşliğinde gülücüklere boğulmanız tavsiye edilir...


Şimdi çalınıyor: It 's only love ( Şiddetle tavsiye )


Bir kaç tavsiye daha:


Tell me what you see
Yesterday
You like me to much
Drive my car
Run for your life
.
..
...
....
......
.......
........
..........

Biraz da rahatlamaca..





..

17 Ağustos 2009 Pazartesi
Just too little too late..

Biraz da anlam..

16 Ağustos 2009 Pazar









Sweet Child O' Mine

                                  
Sabahın erken saatleri sanırım. Garip bir telaş, bir yenilenme çabası. Kimseye benzememe, insanlardan nefret etme durumu söz konusu sanki. Emin değilim. Eskiden böyle değildi, eminim.. İçimdeki duruluğun ve sinirlenememin sebebi  sanırım şu küçük pembe mutluluk hapından kaynaklanıyor. Geçici huzur şu an hiç de fena sayılmaz, bu hapın tehlikeli olduğuna yemin edebilecekken antidepresana hayır diyesim var. Kendimi kandıracağıma ölürüm daha iyi.. Yok hayır, hayır tamamen güçsüzlük bu; kendini kandırmak. Polyana olma çabamın boşa olduğunu bile bile kendime beylik laflar etmekten alamıyorum kendimi ve etrafımdakilere verdiğim öğütler. Ah ne ahmakca, ne büyük bir umutsuz vakayım ben. Hem hayat dolu olup, hem obsesif  bir kişi olmak kolay değil haliylen. Kendime ne kadar kızsam yeridir. De elimde değil; tamamen geçmişte gerçekleşen olayların birikip patlaması durumu bu.Geçecektir muhtemelen amma velakin ömür boyu ufak tefek takacağım bok püsür şeylere. Doktor öyle diyor ben onun yalancısı bir Polyanayım. Söz kendini kandırmaktan açılmışken; aslında ben bile inanmıyorum ki bu pembe yalanlara. Her şey çok güzel olacak.. Tabi olacak. Sen onu benim küllahıma anlat. Mutlaka bir kusur olacak, hayat ki bu; mükemmel olmaz, olamaz. Çok şey beklememk gerek hayattan. Doyumsuz insan oğlunun doyumsuz istekleri bitmez ki; benim her şeyi bokunu çıkarırcasına irdelemem, ota boka takıp kafayı sıyırıma sınırlarını zorlamam bir şekilde sona ersin. Ufak ayrıntıları takarak içine sıçtığım şu güzel hayatımın bir tekrarı olmayacak, elbet ki farkındayım. Bu kuruntuların, saçma sapan saplantıların, yersiz korkuların, ota boka kafa yorup beynimin içine etmemin bana hiç bir faydası yok bunun pek ala farkındayım. Ulan sen ne biçim insansın her şeyi bile bile yapıyorsun demeyin, zevkler ve renkler tartışılmaz inatla karşı çıkarım. Ben bile bile kendimi son güce kadar zorlayan bir varlığım. İlaçlarımla, abuk sabuk takıntılarımla, olayın sıcaklığı geçtiğinde kendime oturup saatlerce karnım çatlayana kadar gülüşlerimle mutlu ve huzurlu bir insanım. Obsesif Kompulsif olmak benim suçum olabilir veya olmayabilir. Utanmıyorum, sıkılmıyorum tam tersi bu mücadeleci kişilikle gurur duyuyorum. Tek bir şeyi özledim sanki az da olsa tatlı çocukluğumu. Bilmiyorum ama bütün bu çelişkiler beni konforlu bir uyuşuk yapıyor. Güneşin parlayacağı an pek uzak değil. İnancımı kaybediyorum belki ama gücüm tükenene kadar mutlu olmaktan ve savaşmaktan vaz geçmeyeceğim... Onu geri getirmek zor, belki sadece bir hayal ama duvara toslayıp acıyı hissedene kadar durmayacağım... Belki her taraf kararıp hiç aydınlanmayıncaya dek durmam, soğuk mermer ve toprağın altında olup bitecekler dahil korkutmuyor beni. Bu hayattan sonra ne var kim bilir ama benim için bu günün ve mutluğun önemi var... Canımı yakacak her darbe beni daha çok güçlendirecek... Kararlıyım, bitene kadar durmayacağım...

Mochashake Girls

11 Ağustos 2009 Salı

Güzel bir gece yarısında, canımın diğer yarısı ile oturmuş keyif yapakdayız.Hoş bir günün sonunda izlenen harika filmin ( Fight Club ) ardından yenilen güzel bir akşam yemeği ile mutluluğumuza mutluluk kattık ( karnımız tok ne de olsa ) . Ardından yaptığımız
"mochashake (gizli tarifimiz) " ile keyfimize devam ediyoruz. Bu güzel günü kısaca özetlemek gerekirse ( ki kısaca özetlenebilecek bir gün olmamasına ramen ) canımın diğer yarısı ile buluştuktan sonra ani bir karar ile grup toplantımızı bizim mekanda gerçekleştirdik ( My mom, mrs baros, fd, 51james and me ) . Yenilen yemek ve tabu maceramız aşırı derecede eğlenceli idi. Mekanın müdavini olmamız sebebi ile üzerimize oturmuş olan rahatlık epey hat safhada idi. Bir çok arkadaşın, eş, dostun görülmesi ve benzer durumlarda olası olarak yaşandı. Tavla turnavamızın sonunda mekandan ayrılarak ice prince in evinin yolunu tuttuk. Orada da eğelenceli dakikalar geçirdik. Evin neşeli halleri hepimizi az da olsa stresten uzaklaştırdı. Güzel saatlerin sonunda ice prince ve arkadaşlarına veda edip evden ayrıldık. 51james i eve uğurladıktan sonra canımın içinin evine doğru yürüdük. Bu kısa ve zevkli yürüyüşün ardından tatlı bir yorgunluk ile evin kapısında my mom ve fd yi uğurlayarak, merdivenlere doğru yöneldik. Şu anda bu satırları yazarken kendimi inanılmaz mutlu ve huzurlu hissetmek ile beraber tatlı yorgunluğun verdiği uyuşuklukla garip bir keyifede sahibim. Canımın yarısının yanında bulunmaktan dolayı duyduğum mutluluk da cabası. Bu güzel gün için canımın yarısına,my mom a, 51james e, fd ye, ice prince ve arkadaşlarına sonsuz teşekkür ediryorum.
Saygılar
İyi sabahlar...
Fotoğraf: DevianArt

Mutluyum... Mutlusun... Mutluyuz....

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Uçuyoruz ne güzel balon
Mutluyuz hiç olmadığımız kadar
Dolsun boşalsın bardaklar
Gülüyoruz işte her şeye inat
Bırakalım her şey kalsın geçmişte
Bizler mutluyuz böyle...
İstemeyen gider geldiği yere
Her şey çok güzel böyle
Ağlamaz artık bu gözler
İnadına güleceğiz her şeye
Biz çok mutluyuz böyle...

Şimdi senden vaz mı geçmeli? Masal olup yola devam mı etmeli?..

"Koydum sevinçlerimi önüme... Baktım hepsi sensin!... Yazdığım şiirlerin her hecesi... Üzüldüğüm tüm filmler... Yıpranmamış hayatlar büyük hüzünler bekler... Her işte bir hayır bu işte hepsi sensin!... Şimdi senden vaz mı geçmeli?.. Masal olup yola devam mı etmeli?.. Ben kalpten sorumlu... Aşka sorunluydum anladım herşey sensin!... Şimdi senden vaz mı geçmeli??.. Masal olup yola devam mı etmeli??.. Ben kalpten sorumlu... Aşka sorunluydum anladım herşey sensin!... " Her şey sensin küçüğüm; yazdığım şiirlerin her hecesisin sen, üzüldüğüm tüm filmler, bütün mutluluklarım, en güzel uykularım sensin küçüğüm... Sevinçlerimin hepsi sensin; seni çıkartıp attığımda sensiz düşlerimden, geriye boş bir vucut kalıyor sadece.. Şimdi senden vaz mı geçmeli küçüğüm? Ben sensiz masalı nasıl yaşarım? Bebekliğindeki gözlerin kadar güzel mi halen ruhun? Halen olur musun benimle? Affedebilir misin beni? Olabilir miyiz eskisi gibi küçüğüm? Özledim seni be küçüğüm çok hemde... Çok özledim küçüğüm, burnumda tüten taze ekmek kokusu gibisin sen. Ettiğim her tövbe kadar haramsın bana.. Öyle özledim ki küçüğüm; ahh keşke olabilsek eskisi gibi, o güzel günlerden daha güzel olsa her şey.. Her şey sensin küçüğüm; sensiz soğuk bir duvardan farkım yok benim.. Her şey sensin küçüğüm, her yerdesin.. Kalbimdesin, ruhumdasın, beynimdesin, attığım her adımda, içtiğim her damla suda, aldığım her nesefte, içime çektiğim sigara dumanında, seni anlattığım kadehlerdesin. Dön be küçüğüm; affet beni.. Sen beni affet ben öleyim. Mezarım kalbin olsun küçüğüm. Ellerinle göm beni.. Seviyorum seni küçüğüm, nasıl vazgeçebilirim şimdi senden? Nasıl masal olup yola devam edeyim ki ben şimdi? HER ŞEY SENSİN KÜÇÜĞÜM.. VAZGEÇEMEDİĞİMSİN.. DİLİ GEÇMİŞTEN EN BÜYÜK YARAM; DÖN GEL, çektim cezamı fazlasıyla.. Dön gel, sensizlik mühebbet hapisle eş değer küçüğüm... HER ŞEY SENSİN...

B.I.K.T.I.M

9 Ağustos 2009 Pazar
Her şeyden midem bulanıyor..
Galiba dünya tuttu...
Of be hayat beni ne ile deniyorsun bir birlsem...
Bunaldım, uzun bir süre mola istiyorum.
Neyse uzun lafın kısası kendimi kapatıp yatıyorum..

Çok Yanlış..



Yanlış bir yoldayım
Çıkarlar çıkarsız
Ellerim sana dokunamayacak kadar yaralı
Kalbim seni sevemeyecek kadar tutarsız
Yanlış bir aşktayım
Sana benzemeyen her şey yanımda
Oysa ne çok benzerdin bir zamanlar bana
Ne güzeldi seninle uyumak onca telaşın arasında
Yanlış bir hayattayım
Yaşamanın anlamı bu değildi aslında
Sen benimken güzeldi her şey
Ben sen varken yaşamaktaydım
Yanlış bir zamandayım
Hiç ait olmadığım bir yerde
Hiç ait olmadığım bir ruhlayım
Ben benden gittim seni bulmanın çabasındayım
Yanlış bir yoldayım
Aklımı kaybediyorum
Tutamazsın ellerimden hala kanıyorum
Yollar çıkmaza koşarken ben umutsuzlukla ölüyorum
Güneş batarken gözlerime ben her gece karanlığa doğuyorum
Çok başka bir dünyadayım
Seni sensiz de seviyorum
Dur sakın gelme alışığım
Seninle ben eksik kalıyorum....
Fotoğraf: DevianArt

Ey Hayat..

3 Ağustos 2009 Pazartesi

İçimdeki umudun güçlendiği şu günlerde;
Hayat yeniliyor beni.
'Mutlusun, mutluyum, mutlular' sözünü benimsedim bu günlerde.
Mutluyum işte; güneş tepemde, dalgalar vuruken sahile.
Mutlusun işte; içini acıtan yalnızlığınıa ramen.
Mutlular işte; hayatı kavrarken insanlar,
Her şeye ramen mutlular işte.
Mutlu olmaya mecbur artık ruhum,
Seninle veyahut sensiz,
Mecbur artık mutluluk.
İster gel ister gelme,
İster sevsin kalbin son kez,
İster devam etsin yoluna bensiz.
Özgürsün güzelim,
Mutluluk istersen benimle,
İstersen bensiz.
Sevgi istersen kalbimde,
İstersen kalbin bensiz.
Mutlu ol güzelim,
İster benimle, istersen bensiz...

Smoke on the water..


Dumanı çekerken içime,
Hapsettim seni ciğerlerime.
Kalbİmi zehirleyen aşkın,
Ya bu kez beni öldürürse?
Ya başlamadan bitersek yine?
Yaşamayı hak etmedikmi başından beri biz sence?
Söz vermedik mi hayata asla yenilmeyeceğimize?
Söz vermedik mi bilmeden bile olsa yeniden seveceğimize?
Neden şimdi seni bu denli çok istiyor bedenim? Söyle.
Eskisi gibi ruhuma akmanı,
Ellerinle bedenime dokunmanı,
Özledim tuzlu dudaklarının tadını.
Bir sahil kenarında,
Güneş vururken anlıma,
Yanımda olmanı istiyor ruhum,
Bedenim çareler içinde çaresiz,
Suyun altında başarılı bir ölüm ile dokunabilirdik belki göz yüzüne,
Belki ölümle kavurşurdu bedenlerimiz günün birinde,
En şaşalı ölüm ile..
Yaşanmayı hak ediyoruz belki bu sefer ölmeden önce,
Hem de en affilisinden, en büyük aşk ile.
Gel artık kavuşsun ruhlarımız gök yüzünde,
Sarılsın bedenlerimiz yükseklerde,
Ateşin sucaklığından erirken tenlerimiz bu gece...
Fotoğraf: DevianArt