Your love is just a lie..

18 Temmuz 2009 Cumartesi
Her sözün, aslında özün yalan
Bu aşk yalan
Sen yalansın, ben yalan
Dün zaten yalandı, yarın hepten yalan..
Seni seviyorum demelerin,
Gözlerime bakıp dalıp gitmelerin,
Öpüşlerin,
Dokunuşların,
İçten gibi görürünen sarılmaların,
Gülüşün,
Hepsi yalan..
Ben yalanım, sen hepten yalan..
Dünya yıkılmış, ben yanmışım deseler de inanma,
Bu da yalan..
Gözlerine bakıp 'Güvenimsin sen benim' demem de yalan..
Seni ben hiç sevmedim, sevmiş gibi yapmam bile yalan..
Sen bende hiç olmadın ki,
Ben seni hiç sevmedim ki,
Sana aslında hiç sarılmadım ki ben,
Öpmedim seni, dokunmadım sana,
Yalandı hepsi, o ben değildim, kandırdılar seni küçüğüm..
Yalan söylediler sana, yalan..
Yaşananların hepsi yalan,
Sen yalansın, ben hepten yalan..
Bu aşk yalan ya,
Benim de her sözüm yalan,
Sen bana zaten inanmadın ya
Senin sevgin de koca bir yalan...

Creeping Death

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Sürünerek ölmek istiyor canım
Hem acı çekerek, hem acıtmadan canımı,
Nasıl ölünebilir kanamadan?
Zehir akıtsam damarlarıma,
Ya da bir silahı dayasam kafama,
Tetiği çekmek ister miyim ölümle yaşam arasında?
Tereddütlerim var, hayat çok yeni hala.
Korkularım var,
Ölmeyi hak eder miyim acaba?
Yaşamayı hak ettiğim de söylenemez ya.
Ne yapmalı acaba?
Kendimi yargılamalı mıyım şu anda?
Ya da boş verip vicdansız mı olmalı?
Ne yapmalı bundan sonra?
Üstelik her şey güzelken, güneş parıldarken hala,
Ölmeli miyim, yaşamalı mıyım yoksa?
Ya da gitmeli mi buralardan?
Her şey güzelken hala,
Boş mu vermeli ölümü?
Vicdansız mı olmalı?
Yoksa çekmelimi tetiği şu anda?
Boş ver ulan yaşamalı vicdansızca.
Yaşamalı ki ibret olsun karanlığa...
Fotoğraf: DevianArt

Garip şakalar yapar hayat bazen...

13 Temmuz 2009 Pazartesi
Güldürmese de çoğu kez hayat,
Garip şakalar yapar bazen.
Zamanında bulamadıkların bir nefes yakınındayken,
Sorarsın kendine neden şimdi diye.
Hem bir o kadar eski,
Hem de yepyeni bir aşkı ekerken hayat gönlüne,
Neden şimdi?
Yarından bir haberken kendine bile soramadığın,
Ona sormaya cesaret edemediğin,
Geç kalınmış bir aşkın son çırpınışları belki.
Belki de kendine itiraf edemediğin,
Bir o kadar eski hem de yep yeni aşkın soru işaretleri.
Yarından bir haberken düne özlemin habercisi bu yeni aşk
Ya hiç olmamıştı,
Ya da sil baştan başlamalı.
Zaten hiç yaşanmamıştı,
Belki bir defa yaşanmalı...
Yarını düşünmeden bu sefer,
Plan yapmadan sevmeli yürek,
Baskı kurmadan bağlanmalı,
Zamanı geldiğinde toparlanıp yol almalı,
Ebediyet için çok erken...
Dün gibi acıtmamalı,
Tadına varılmalı tüm güzelliklerin,
Sıkmamalı, yormamalı bu aşk kimseyi.
Zamanı varsa halen,
Hem çok eski,
Hem de çok yeni...
Hayat garip şakalar yapar bazen,
Belki bu kez güldürebilir,
Kim bilir, her şeyi zaman gösterir...
Fotoğraf: DevianArt

Just Shut Up and Go!..

Sadece kapat çeneni; sesin ve söylediklerin umurumda değil. Sadece sus; azından çıkan sözler boşa sarf olmasın. Konuşma! Kendini daha fazla küçültme söylediklerinle. Uzaklaş! Durma yakınımda; dokunursan bana yok oluruz anında. Git ki benden; kurtulabileyim senden ve saçma sözlerinden. Sus artık! Susmak çoğu şeyi anlatıyor zaten. Gitme vaktin geldi artık! Toparla eşyalarını; biletini en uzak ülkeye aldım, git artık! Aklımı bulandırma; bütün çareler tükendi artık. Sus ve git sadece!... Git artık, renkli düşlerime gölge etme! Git artık; iğrenmiyorum bile senden. Burarda kalmanın mantığı yok artık! Ama halen buradasın… Gitsene artık, istenmiyorsun! Sen halen burada mısın?...

İşte hepsi bu kadar..

3 Temmuz 2009 Cuma
Ay' a gözlerini saklamış hüzün,
Yakomoz da saklıyız sanki,
Elimi uzatsam dokunacak kadar yakınım sana,
Esasen çokça ışık yılı uzakta olsan da.
Yakomoza akıyor belki göz yaşlarım,
Buharlaşıp gözlerinde parıltı olacağım günün birinde.
Yüzün saklı Ay'da, Yakamozda silüyetin,
Karanlıklarda geziniyor ruhun,
Senden habersiz karanlıklarda buluyorum seni.

Ah bir bilsen;
Gecenin kör karanlığında,
Esen hoyrat rüzgarda saklı olduğunu.
Ah bir bilsen,
Tenimi okşayan rüzgarla ellerinin bana dokunduğunu.
Ah bir bilsen;
Kör karanlıklardaki tek aydınlığın gözlerin olduğunu.
Ah bir bilsen;
Karşı kıyıların birinde olma ihtimalin ile umutlanışlarımı,
Bir kadeh dem ile seni döktüğümü içime, seni anlatışımı...
Ah bir bilsen; İmkansız olsanda vazgeçilmezim olduğunu...
Ahh bir bilebilsen...

İmkansızsın işte;
Dili geçmiş zamandan kapanmayan, kapanmayacak tek yaramsın,
Ölüme en büyük özlemsin sen,
Vazgeçmek mümkün değil senden, bak çoktan bittim işte ben,
 Ölüme ve sana hasret;
Nasıl geçer bu günler?
Sen gittin ya, Öldüm işte o zaman ben.
Bundan sonra yaşamak öylesine..
Gülüşler sahte,
Gönlüm hüküm giydi mühebbet hapse,
Ellerim çağrelerle çağresiz,
Ben sensizim ya, bitti her şey..

Geçmişi unutmak ne mümkün;
Yarınlar toprak oldu çoktan gittiğinde,
Zaman ilaç değil yara olur kalbimde,
Hangi zaman kavramının seni silmeye gücü yeter ki?
Sen bile çağre olmazken içimde sensizlikten oluşan yarama,
Artık mümkün değil...

Bittim;
Karanlık her taraf,
Yanmasın ışıklar,
Bir tek yüzün var ve hüzün,
Gerisi tefferüat..
Bir tek hayalin kaldı senden yadigar,
İşte hepsi bu kadar..

Dip zımbırtısı: Dili geçmiş zamanların baş öznesine hitaben; gecenin kör karanlığında, yakamoza karşı, dalgaların sesi eşliğinde yazılmıştır.
Özge ÇATAL