Yine, yeniden... Hoş geldin Hayat...

24 Haziran 2009 Çarşamba

Uzun süredir dargındık birbirimize hayat... Sen ne kadar da güzelmişsin. Ne çok renk varmış içinde barındırdığın siyahın, beyazın, grinin dışında... Gökyüzündeki bulutlar ne kadar güzelmiş doyamadım bakmaya... Güneşin doğuşunu görmeyeli ne kadar da uzun zaman olmuş, ne eşsiz bir manzaraymış o. Sabahın soğukluğu ve sessizliği ne de huzur vericiymiş. Aşk, sevgi yalanmış hepsi; oyunmuş.... Değmezmiş bunun için sana küsmeye.. O kadar güzelmişsin ki seni sevmekten daha muhteşem hiçbir şey yokmuş... Ölene kadar bitmeyecek tek şey senmişsin, her şey gelip geçermiş... Ağlamayı unutmak o kadar da kötü değilmiş, içten gülebilmek bana verilebilecek en güzel hediyeymiş... Bu zamana kadar neden açmamışım ben gözlerimi, senin barındırdığın güzelliklere neden kör bakmışım? Çok yanlış yapmışım, değmezmiş... Şu iki kadeh demde keyif yapmayalı ne kadar uzun zaman olmuş; dertten demlenmek ne büyük ahmaklıkmış... Bana kazandırdıklarını görmemek, tecrübelerimi göz ardı etmek ne büyük aptallıkmış... Hiçbir şey için geç değilmiş bitene kadar ömür... Yeniden doğmamın şerefine kadeh kaldırıyorum hayat; senin için... Hoş geldin; mutluğumu huzurumu bana geri verdin... Yeniden doğmanın sancılarını yaşadım bu güne kadar; artık dünyada bir tomurcuğum ve her geçen gün mutluluk dolduracağım içime... Hoş geldin hayat, yine yeniden...
.................
Life, oh life, ohh li-i-ife, oh life, doo do-do-do doo
.................
Fotoğraf: DevianArt

Psycho killer...

20 Haziran 2009 Cumartesi


Harika bir Cumartesi sabahında son ses coşuyoruz gençler =) Hadi bakalım içimizdeki neşe kırıntılarını açığa çıkartalım, kalkın bir miktar psycho killer dinleyin. Aman fazla kaçırmayın, çok umursamaz yapıyor;
Psycho Killer Qu'est-ce que c'est? fa fa fa fa fa fa fa fa fa far better Run run run run run run run away.....
.........
Ardından kendinizi şımartın; bir fincan kahveyi hak ettiniz =) Bu gün kafanızdaki karman çorman saçmalıkları çöpe atmak için ideal bir gün... Kendinize işkence etmeyi hak etmiyorsunuz; boş yere vicdan yapmayın... Eğlenin coşun; güneşli güzel günün tadını sonuna kadar çıkartın..... Saygılar efenim.........





  Velvet Revolver - Psycho Killer..

Fotoğraf: DevianArt

Her şey şimdi başlıyor...

19 Haziran 2009 Cuma

Zamandan anlamlar silinebilir,
Ya da geçen zaman anlamsızca geçip gidebilir...
Dün biri öldü diye yarını toprağa gömmek anlamsız!..
Her sabah yeni bir umut doğurmak yorsa da beni,
Yarına inanmak bu günü yaşmamın en büyük sebebi olabilir...
Yarına küsüp düne hapsedemem kendimi,
Ruhun şad olsun, mekanın da cennet..
Sen şimdi yoksun ya herkes sana benzeyecek sanma,
Dünyaya her zaman senin gibi şeref yoksunları gelmeyebilir..
Dünü sildim, bu günü de toprağa gömeceğim seninle birlikte,
İçimdeki karanlığa zehrini kustum,
Yüzünü kör kuyuların en dibine gömdüm,
Karanlığa hapsettim seninle oynadığımız anlamsız oyunu,
Anıları bir bir yargıladım, astım ve gömdüm,
Yeniden doğmaya hazır ruhum,
Zehrini attım bedenimden,
Her şey şimdi başlıyor....
Fotoğraf: DevianArt

Ben seni sevdiğim zaman bu şehirde, yağmurlar yağardı..

13 Haziran 2009 Cumartesi
" Beni affet
Kaybetmek için çor erken
Sevmek için de çok geç
Beni affet
Bir adım kalmalı geriye
Kırılmış şeylerin nihayetine
Yalnızlığın eşiğinde
Beni affet
Ben seni sevdiğim zaman bu şehirde
Yağmurlar yağardı
Beni seni sevdiğim zaman bu şehirde
Ayrılık kurşun gibi ağırdı
Beni affet Şiirler gözlerini
Şarkılar saçlarını söylemedi
Beni affet
Beni affet
Kaybetmek için çok erken
Sevmek için de çok geç Beni affet... "


Her şey için çok geç... Yağmurlar yağardı ya hani, ben seni sevdiğim zaman; güneşe inat bulutlar kaplardı ya gök yüzünü, şimşekler çakardı hani olup olmadık zamanlarda.. Sen gittin ya, tek bir damla inmedi gök yüzünden o günden beri.. Ne garip, güneş inatla parlıyor.. Neden yağmıyor yağmur artık ben seni sevdiğim zaman?.. Yağmayacak ben seni sevdiğim zaman en olur mevsimde bile yağmur.. Yağmur bana küs ben ona.. Sen yoksun ya, inatla yağmayacak artık.. Yağmur getirmişti seni bana, yağmur alıp götürdü benden.. İşte hepsi bu kadar...

Even in the darkest hour...

Sürüklüyor beni, dalsız bir uçuruma.. Ama düşmeyeceğim... Beni çeken en koyu siyaha yenik düşmeyeceğim bu sefer.. Görülecek çok renklerim var daha, bu kadar kolay kör edemez beni bu siyah.. Renklerin en güzeli, en vazgeçilmezi olabilir ama, hiçbirşey vazgeçilmez değildir aslında..Bu günlerde geçecek, az kaldı siyahım.. Ama dur hemen üzülme, dünyanın en son günü hatırlayacağım seni.. Unutum desemde kendimi kandıracağım, bir zamanlar kandırdığım gibi.. Başka renkleri sevsem de yalan söylemiş olacağım.. Hiç bir renk silemedi siyahı aklımdan.. Kendimi kandıracağım, ta ki gözlerimi karanlığa kapatıncaya kadar.. Beyaz istemem ben; siyah kefene sarın bedenimi, bana yakışır şekilde uğurlanmalıyım..

Hadi lan ordan..

12 Haziran 2009 Cuma
Ne ya bu, evet şu anda fena isyanım var.. Hatta ve hatta ağız dolusu küfür ediyorum, doymuyorum .. Ne lan bu, bünyeye ilaç daya daya bir yere kadar. Benim de bir sabrım var, sinirlerimi aldırmadım ki ben daha.. Ama sonunda onu da yaptıracak bu koşullar bana. Toptan çözüm kafamı kopartacağım kökünden.. Hadi bakalım hodri meydan, bu gece sağ çıkarsam ben kazanırım; eğer ki ölüm sen kazanırsan benim kaybedecek bir şeyim kalmayacak zaten.. Dur bakalım iyi kafa olduk şimdilik; önümüzdeki kadehlere, şişelere bakacağız.. Stok sağlam durmak yok bu gece.. Eğer ki sen basit bir anti depresan öldüreceksen beni 20 mg lık dozla ben boşuna yaşamışım zaten.. İntihara teşebbüs ediyorum işte; sıkıyorsa öldürsene bu gece beni, alsana canımı.. Sen nesin ki; kimyasalsın, beni yıkamazsın.. Sabahın ilk ışıklarını göremeyeceğim prospektüse göre.. İyi de kime göre.. Bu sabah en fazla acilde biter.. Sen kim öldürmek kim; HADİ LAN ORDAN....

Yiyoruz, yiyoruz doymuyoruz..



Saçmalık, herkes çok biliyor herkesten. Neden ki bu ben çok gördüm savaşı. Amaç yok, tamamen gereksiz. Senin yaşadıklarını yaşamamışsam ben nerden bileceğim sıkıntını derdini, sen benimkini yaşamamışsan nerden bileceksin benimkini? Herkes aynımı bakıyor ki hayata dertler, sıkıntılar, mutluluklar bir olsun herkesin gözünde. Birinin acısı birine hafif gelir, diğeri taşıyamaz ruhu bedenine ağır gelir.. Mutluluğu ölçen bir ölçü birimi yok ki dünyada; nasıl karar verebilir bir insan karşısındakinin mutsuz olduğuna.. Mümkün değil; kimisi su içerken mutlu olur kimisi her şeyi tastamam olsa dert yaratır kendine. Mutlu olabilmek için çok şeye ihtiyacın olduğunu kim söyledi sana; ya da hangi kitapta yazıyor bu. Karşındakinin mutlu olup olmadığını anlamak için sıkıntısı, derdi, acısı, kaybı var mı ya da her şey yolunda mı diye bakmak ne kadar doğru? Sen nerden bileceksin ki; belki o elindeki ekmekle, içtiği suyla, sevdiği bir filmi milyon kere izlemekle mutlu oluyor. Para, mal, mülk bunlar mutluluk simgesi mi? Yoksa yok; günü kurtardın mı yarın sabah ne olacak diye düşünerek bütün geceni harap etmenin anlamı yok. Kefenin cebi var mı ki çok şeye sahip olmak istiyor insanoğlu? Ne zaman gideceğimiz belli mi ki bu dünyadan, neden boşuna gününü ziyan ediyor insanoğlu? Yarın ölecekmiş gibi yaşamazsan; düne, bugüne sıkışırsan ne anlamı var ki yaşamanın. Öldüğünde aklında yapamadığın milyonlarca fikir, söyleyemediğin milyarlarca kelime olmasındansa içinden geldiğin gibi yapabildiğin her şeyi yapmaya çalışan ne kaybedersin ki. Bu dünyaya bir daha gelmeyeceksin, gittiğin yerde ne olacak bilmiyorsun neyin var ki elindeki hayattan başka. Elinde olmayan şeyleri kaybetmekten neden korkar ki insan, demekten neden korkar. Hiç olmazsa dersin 'denedim olmadı' diye, denemeden 'olmaz' demekle ne geçiyor ki eline. Peki, kazanmadığın bir şeyi nasıl kaybedebilirisin ki, risk almadan kazanç elde edemezsin hayatta. Mutluluğu istiyorsan kendin yaratırsın; hiçbir kimse sana iç huzurunu ve mutluluğunu vermez sen istemedikten sonra. Hiçbir şeyden zevk alamazsın eğer hayatta acılarla yaşamaya alıştırırsan kendini. Karşındakini anlamaya çalışmazsan kendini dâhil anlayamaz olursun zamanla. Empati kurmak en büyük hazinesidir bir insanın. Bunu başarırsan anlarsın, anlaşılırsın da. Kendi hayatını sen yönetiyorsun aslında her şey senin elinde. Kimse sana zorla bir şey yaptıramaz; tecrübeler vardır aktarılır, kulak ardı etmek çoğunlukla aptallıktır. Bir kişinin tecrübelerini hayata geçirmeye çalışmak kesinlikle deli cesaretidir. 'Dediğimi yap yaptığımı yapma' sözü kimi zaman doğru olabilir, kulak ardı etmek ahmaklıktır. Yarın bir gün ' bana bunu demişlerdi ne salağım' diyeceğine , ' iyi ki kulak ardı etmemişim söylenenleri ' demeyi tercih etmektir akılılık. Her boş lafa aldanıp da sana doğru gelmeyen bir şeyi doğru olarak kabul et demek değil bu. İnsan akılı olan, düşünebilen, analiz edebilen ve sonucunda doğruya ulaşabilen bir varlıktır. Bunu kullanmamak, köreltmek sana verilen en temel yeteneği çöpe atmaktır; seni diğer canlılardan ayıran yegâne özelliklerini hiçe saymaktır. İnsan evrendeki en eşsiz varlıktır, bu bile özel olduğunu anlaman için yeterli aslında. Ama o kadar dikkatsiz ki insan; elindekinin kıymetini bilmezken sahip olamadıklarını isteyecek kadar aç, mutluluğu yaratabilme şansı varken dert sahibi olabilecek kadar tembel, başkalarının tecrübelerinden yararlanma şansı varken kendini bile bile ateşe atacak kadar ahmak, çevresindeki bütün güzellikleri göremeyecek kadar kör ve sunulan hayatın nasıl eşsiz bir hediye olduğunu anlayamayacak kadar beyinsiz. At gözlükleri ile baktığın hayatın son günü geldiğinde anlayacaksın bütün bunları. O zaman geçer aklından ' birileri bana bunları demişti ben neden dinlemedim' diye.. İş işten geçtikten sonra istediğin kadar dert yan; şu anın kıymetini bilmeyecek kadar değer vermiyorsan kendine hayat bittiğinde farkına varsan her şeyin ne olur ki.. O an geldiğinde o kadar geç olacak ki; keşkelerin yüzünden gözün arkada kalacak, yapamadıkların yüzünden pişmanlık içinde veda edeceksin bu dünyaya. Akıl karı mı bu? Değmez emin ol; hayatı bir kaç sene sonra gülüp geçeceğin şeyler için zehir etmeye.. Son ana kadar geç değildir ama yarın çok geç olabilir.. Ama sen dersen ki bu hayat azap, e köre altın tepside tüm güzellikleri sunsan görmez.. Ne demişler insanoğluyuz açız, dünyayı yesek doymayız.. E o halde devam.. Yiyoruz, yiyoruz doymuyoruz.. Gönlümüz doymuyor bari gözümüz doysun.. O da olmadı yarın olsun, yarınlar olsun.. O zaman sen eminim ki doğru yolu ölmeden bulursun.. Bulamasan da boş ver takma, fani olan canın sağ olsun...
Fotoğraf: DevianArt

Malum ilaca ikinci bir karar ile geri dönüş..

5 Haziran 2009 Cuma

Kaderde bu da varmış demek.. O ucube, beyaz, ufak ilaç ile tekrar haşır neşir olmalıymışım da haberim yokmuş.. Evet evet kesinlikle haşır neşir olunmalıymış bu ilaç ile.. İyi hissediyorum şimdilik.. Hafif bir baş dönmesi, mide bulantısı, hissizlik, sinirlenememe gibi yan etkileri saymazsak süperim!.. Yürüyebilen, konuşabilen, düşünüyormuş gibi yapabilen bir insanımsı varlık olmanın bile bir önemi yok.. Hahaha; çok iyi kafa yaptı leyn bu.. Güzelmiş.. Xanax’tan iyidir diyor beynimin bir yarısı, diğer yarısı Xanax ile tekrar dost olma taraftarı.. Her ne ise köprüden önceki son çıkışım benimi; seni seçtim.. İleriki safhalarda Allah sonumu hayır etsin diyerek selamlıyorum seni.. Tekrar hoş geldin hayatıma her derde deva ilacım benim.. Ha bir de merak edenlerle tanıştırayım seni;
(Bkz: Paxil)

Eskilerden bir hava esti bu günlere.. Beni benden alıp götüren..

3 Haziran 2009 Çarşamba
Bir şarkı var çok sevdiğim aynı zamanda nefret ettiğim.. Nasıl olur o demeyin, böyle oluyor;
' Gittiğin yerler nasıl, bilinmez güzelim İstanbul'da sular akmıyor Mutlu musun oralarda? bilinmez güzelim Bana buralarda kimse bakmıyor Uçaklar rötar yapmış Trafik sıkışık Çöpler yine birikti arka bahçeye Yağmurun elleri, gitarın telleri yok Sen de yoksun yanımda Özlemişim çok.. Bu sabah yine her sabah ki gibi sıkıldım İstanbul'dan Moralim bozuk, cereyan kesik, hele bir de sen yoksun ya, çok yazık... Gittiğin yerler nasıl, bilinmez güzelim Buralar aynı, o günden beri Yediğin, içtiğin, gördüğün senin olsun Anlatma sebil sevildiğini Gittiğin günden beri Ne günlerim oldu Bazen sevinçliydim, bazen gözlerim doldu Sen orada ben burada, el ne karışır Çok acele gelmen lazım Bize İstanbul yakışır.. Bu sabah yine her sabah ki gibi sıkıldım İstanbul'dan Moralim bozuk, cereyan kesik, hele bir de sen yoksun ya, çok yazık... '

Hem de ne çok yazık bir bilsen.. Sensiz ne İstanbul'un ne de şu üç kuruşluk ömrün tadı yok şu vakitten sonra.. Aman tad tuz istemem de ben, hele bir de sen olsaydın ya; böyle çok yazık oluyor geçen zamana.. Dönülmez bilirim gittiğin yerden, dön desem ne çıkar.. Zaman ayrı iki yolda akacak artık bizim için.. Kim bilir nerede kesişir yollar.. Çok yazık..