Zırvalayan:
Özge Çatal
Zaman:
22:10
30 Nisan 2009 Perşembe
Mutluluktanmıdır,tatlı garip heycanımdanmıdır bilinmez ama elim ayağıma dolaşıyor su saatlerde.Yıllar sonra vay be diyorum kendi kendime.Nasıl yani şokunu atlatabilmiş değilim halen.Beklenmedik yerde,beklenmedik zamanda,artık olmaz yok ya derken oldu işte.KADERİMSİN..İnandım ben bunun doğruluğuna ve o kadar berrak ki içim 'huzur' kelimesinin anlamını yeniden ekledim sözlüğüme.Hayata sağlam iplerle bağladım kendimi.Yeniden yıllar sonra yine eskisi gibi,belkide daha da iyi.Seviyorum ben bizi,ikimizi...Ötesi var mı bunun?Harbi harbi uçuyoruz artık,çok güzel balon...Umarım sonsuzluğa kadar da uçacağız...
Zırvalayan:
Özge Çatal
Zaman:
04:27
14 Nisan 2009 Salı
Zamanda yolculuk yapacağım şimdi.Eski günlerin anısına birşeyler karalayacağım.Dinlediğim şarkı üzerine yazmak istiyorum.DAMAGE CONTROL..Bir arkadaşım(sevgilim)vardı bundan kısa bir zaman önce.Harika bir gitaristti bana göre(belki çoğu kişiye göre),azimliydide.Azmine her zaman hayran kalmışımdır.Çok iyi çalardı bu parçayı,bize de azı açık dinlemek düşerdi.Ey gidi günler ey,ne çabuk geçmiş zaman.Şimdi Petrucci den dinlemek nasip oluyor ara sıra on dakika otuzbir saniyelik harika parçayı.Giden geleni aratırmış derler.Dinlemesine dinliyorumda O'dan dinlediğim kadar güzel gelmiyor kulağıma.Petrucci daha iyi çalıyor kuşkusuz ama gel gör ki o an hissettiklerimi hissetmiyor bana.Şimdi bir de Ondan dinleyeceğim Damage Control'ü...
İbanezine,eline,ayağına kurban be.Helal olsun sana üstad,geçmişe kısa bir yolculuk yaptırdın bana..
Ondan dinlemek pek bir farklı oldu tahmin edebileceğiniz gibi.Geçmişe yolculuk yaptım kısa bir sürede olsa.Güzeldi,hüzünlendim biraz her notaya basışında,içim bir buruk oldu.Sen hep çal olurmu üstad,bize dinlemek artık nasip olmasa da bol notalı günler sana.O kadar yerden yere vurdum,söylenmedik laf bırakmadım ama 'yiğidi öldür,hakkını yeme' demiş büyüklerimiz.Sen çok yaşa emi..
Bağlandım,korkularım vardı.Birgün gidecekti,dur demem imkansızdı.Zaman;durdurulamazdı.Sevecektim-sevmeyecekti,özleyecektim-umrunda bile olamyacaktı,ağlayacaktım-duygu sömürüsü diyecekti,kıskanacaktı-kıskanmaya hakkım olmayacaktı,özgür olacaktı-esir olacaktım,başına buyruk harket edebilecekti-ondan izinsiz nefes bile alamayacaktım.Durdum,düşündüm.Bütün bunlara değmeyecekti.Acı çekecektim,esir olacaktım,hayatımı yaşayamadan ölecektim.İyki bitmiş demek istemezdim.Ama şimdi iyikinin en tatlı yerindeyim.Keşkelerle yaşamaktansa iykiyi yeğelemek en doğrusuydu.Hayatın hiçbir saniyesini kaçırmaya değmeyecekti çünkü onun için.O asla sevilmeyi,mutlu olmayı,değer görmeyi hak eden biri değildi.O belki dedünya üzerindeki en değersiz,en kişiliksiz,en yalancı,en sevgiden yoksun insandı.Ama bu onun suçu olmamıştı hiçbir zaman,olamazdıda.Ona sevme,değer verme,dürüsüt olma,vicdanlı olma duyguları öğretilmemişti.Özünde iyiydi belki ama sözde insan olmayı becerememişti.Sevdim;belki de sevilmeye değerdi.Bile bile şans verdim;belki de hayatında kısa bir dönemde olsa mutlu olmayı hak etmişti.Onun için ağladım,acı çektim;çünkü kimse onu benim gibi sevemeyecekti.Yalandı onun hayatı,başkalarının hayatının kopyasıydı.Belki o kopya çekmeye lise yıllarında başlamıştı.Çocuktu,onun için hayat zordu.Saftı kandırıldı,darbeler aldı her yanınadan,ALDATILDI,aldandı.Başkalarının hayatından kopya çeken bir zavallı haline dönüştürdü bütün bunlar onu.Başkalarının mutluluklarını kendi mutlulukları yaptı,başkalarının kişiliklerini giydirdi kendine.Hayatı gerçeklerle yaşamaktansa,başkalarının hayatını çalarak insanlarla oynamayı seçti o.Amacı yaşadıklarnın intikamını almaktı.Ama günah keçisi ben veya bir başka sevgili olamazdı.Hak etmemiştim,hak etmemişti.Canımı yakan kişinin zamanında çok canı yanmıştı.Belki de bundandı beni maf etmesinin sebebi.İlk başlarda sevgimin,verdiğim değerin onu iyileştirebileceğine inanmıştım.Ama o tedavisi olamyan bir vakaydı.Asla onu tanıdığıma pişman olmadım hayatımda.Çünkü onun sayesinde bir insanın bürünebiliceği en acımasız hali gördüm.Satır aralarından çekip çıkarttığım iyilik kırıntılarının da son parçalar olduğunu gördüğümde susup gitme vakti gelmişti aslında.Ama yapamadım.Öyle bir bağlamıştı ki beni kendine,gözümü öyle bir karartmıştı ki sevgimin onu geri getirebileceğine inandım.Gidişi çok sancılı oldu benim için;zor günler,kara düşler,küçük pembe mutluluk hapları.Hepsi geride kaldı.Tek bir üzüntüm var şimdi geriye dönüp baktığımda anılara;sevgimin büyüklüğü onu iyileşitrebilirdi ama o sevgisizliğin hastalıklı kollarına bıraktı kendini.Belki sevgime inanıp kalsaydı benimle iyleşecekti,mutlu olacaktı.Onun kaybetmesini istemezdim.Keşke o kazansaydı ben yanılsaydım.Üzgünüm tatlı,yorgun,yaralı adam..Daha çok sevilmen ve gereçekten sevebilmen dileği ile..
Zırvalayan:
Özge Çatal
Zaman:
22:55
12 Nisan 2009 Pazar
Yine yaptın yapacağını kızım.Elinin,dilinin ayarını yine tutturamadın.Karşındaki bir insan ne çabuk unuttun.Dünya senin etrafında dönmüyor kızım.Aklını başına topla.Yeter ayakların bir karış havada gezmelerin.Çok olmaya başladın sen.Bir baksana aynaya,gördüğün şey ile davranışların bütünleşiyor mu hiç?Sorarım sana oldumu şimdi yaptığın.Değdi mi karşındakini kırdığına.Hadi bakalım şimdi için içini yesin günlerce.Sanki günlerdir bu anı beklemiyormuşun gibi davrandın.Yakıştıramıyorum sana,çok ayıp ettin çok.Hem de bir dostuna yapılmazdı bu.Sen bu değilsin kızım;bu günlerde anneni dahil tersliyorsun,prensesi eskisi gibi sevmiyorsun.Bir bencil oldun sen.Yaramadı sana Kadıköyün havası,çarptı seni iki ay sonra dışarı çıkmak.Kulaklarından tavana assalar seni az gelir.Kafanı gözünü dağıtmak lazım senin,bir kaşık suda boğmak lazım.Patavatsızlığın son noktasısın sen,Nirvanya erişmek gibi birşey bu... Özeleştirimi yaptım rahatladım,darısı sizlerin de başına..
Çok severim ben bizim iti.Adı Prenses.Küçük ufacık olmasına rağmen zehir gibi bir zekaya sahip bir insanlaşmış köpek o.Dünyanın en intaçı,en uyuz köpeği olarak nam salmış bir cinse sahip olmasına karşın;annemin çabaları ile uysallaştırmış,şımartılmış,insanlaştırılmış bir köpek.Yeni bir cins diyebiliriz aslında ona.Köpek ile insan karışımı 'İnsanpek' olarak adlandırdığım bu tatlı hayvancık o kadar piçleşmiştir ki benim çöplüğümde ötemeye başlayacak kadar gözü kararmıştır. Velhasıl şımarıklığı sayesinde beni bazen zıvanadan çıakrtıp,saç baş yoldurtsa da insanlaşmasına katkıda bulunup yeni bir tür yaratma çabalarımız hızla devam etmektedir.İlk geldiği gün kendisi bir köpek yerine bile koymuyordu zavallım.Sindirmişler hayvanı,çok çektirmişler,canından bezdirmişler de köpekliği es geçip insan olmaya karar vermiş sanki.Dillenipte konuşacak diye bir korku sanıyor bazen beni...
Süreç pek uzun olmadı kanımca.Önce bakışları derinleşti bizim çomarın,sonra her duyduğu sese yeni doğmuş bebek gibi tepki vermeye başladı.Ben bizimkini dilsiz zannediyordum halbuki havlayabiliyormuş.Aaaa durup dakkalarca televizyonda izliyor it oğlu it.Utanmasa kumandayı alıp kanal değiştirecek.Daha neler göreceğiz bakalım.Yatağıma karşı dayanılmaz bir çekim içersinde bizimkisi.Ne zaman odamın kapısını açık bulsa yatağımın orta yerine yatmış keyif çatıyor.Ben odaya girincede kafayı kaldırıp tip tip bakıyor bana.Benim odam burası dercesine bir bakış atıyorum,aman sende dercesine kafayı koyup gözleri deviriyor.Korkuyorum bazen kafasıyla kapıyı açıp oraya buraya dalmasından.Ani hareketlerde bulnuyor bu havan,uyuz olmamak elde değil.Sevmemek de mümkün değil.En zıvanadan çıkarttığı anda şımarıklığı ele alıyor bizimkisi.Sen ona siktiri çekmişsin bilememneymiş takmıyor.Önce kendine has dansını yapıyor,ardından seni kıvama getirdikten sonra kucağına atlayıp sırnaşıyor.Gel de affetme şimdi,affetme de canına okusun bütün gece burnundan getirsin. Geldiği günden beri köpek maması yemiyor bizimkisi.İllaki biz ne yiyorsak ondan yiyecek.Makarna,peynir,çekirdek,cips... her telden yiyor.Dedim ya insan gibi diye.Abartısı yoktu söylediğimin.Durmuş bir bana bir televizyona bakıyor şimdi de.Eee artık bence süreç bitmiştir,birde konuşursa tamamdır,balı şekeri olur.Seviyoruz biz bu hayvanı,pardon insanpek'i.Çok yaşa sen Prenses emi....
Her şeyin başladığı gibi bitmesi de doğal değil mi?O zaman neden bu insanlığın süre gelmiş ayrılık krizleri,yürek parçalayan veda sahneleri?Hiç düşündünüz mü birisini,bir şehiri,bir şeyleri geride bırakırken aslında yepyeni bir hayta adım attığınızı?Bunun hiçte bu kadar üzülecek,paramparça olacak,oraya buraya savrulup bitik bir hayat sürecek bir yanı yok aslında.Her şey birgün bir şekilde bitmeye mahkümdur zaten.Sen önüne geçmeye çalıştıkça daha çok acı çekeceksindir,daha çok şey götürecektir hayatından eksilenler.Bırak gitsin gideceği yere kadar.Uazk olsun senden acınn,mutsuzluğun asıl sebepleri.Zaten bitmesi gerekiyorsa hiçbir zaman mutluluğun,huzurun asıl adresi olmamıştır.Yeni sebepler bulmalısın kendine mutlu olabilemk için,hiç zaman kaybetmeden gidenin yerini dolduracak bir şeyler bulmalısın ki hayat senden en değerli hazinen olan zamanı çalıp götürmesin.Sevmişsindir elbet,çok bağlanmışsındır,hayatının en temel taşı olmuştur senin için.Sev tabi seveceksin ama eğer gidiyorsa dur dememelisin hiçbir zaman.Sev ama içinde,kendi kendine sev.Ağla,çık sokaklara bağır bağırabildiğin kadar ama koşma peşinden gidenin.Zaman kaybedersin,zamandan da ötesi gururunu kaybedersin.Ki deymez seni öylece bırakıp giden biri için zaman harcamaya,onursuzluk yapmaya..Değmez kimsenin ardından yollarında köpek olmaya.Gerekiyorsa 'Tatlım,şehri terkediyorum' diyebileceksin gözlerinin içinde bakarak tek bir damla göz yaşı dahi dökmeden.Sonra gideceksin arkana dönüp bir kez bile bakmadan.Madem o seni terk etmiş,son giden sen olacksın ki kaldığı yerde kendi kendini yesin.Sevse terk etmezdi ki zaten.Böyle düşüneceksin.Sevse benimle kalırdı,gitmezdi,savaşırdı diyeceksin.Onun seni hak etmediğine şartlayacaksın kendini.Ki zaten hak etmiyordu,zaten sevmiyordu.Yazılanı oynadı olması gerektiği gibi,canı sıkılınca da fırllatı attı bir kenera.O attıysa sen hayli hayli atarsın.Beynine hük etmeyi öğrenmelisin ki hislerin seni esir almasın..Arkanda bıraktığın değmiyordu ki zaten bunca sıkıntıya,üzüntüye,aç susuz geçen gecelere,uykusuzca başlanan yeni güne.Hayata bir daha ne zaman geleceksin ki?Şimdi yaşamazsan dolu dolu,ne zaman yaşayacaksın?Şimdi ya da asla!..Silkinip düştüğün yerden kalkma vakti çoktan geldi bile.O halde ne duruyorsun, 'Tatlım,şehri terk ediyorum' demek için?Hiçte zor değil denemeden bilemezsin nasıl mutlu edebileceğini seni.Kaçırma zamanı!Akrep ile yelkovan birbirini durmaksızın kovalarken sen niye durup ızdırap çekesin ki?Hadi kalk bakalım,karış kalabalığa.Şehrin sokakları hala hiç ummadığın kadar güzel,Güneş hala göz kamaştırıyor.Hayatı asla erteleme!Çünkü bir daha asla tekrarı yok bu döngünün..
Zırvalayan:
Özge Çatal
Zaman:
07:32
10 Nisan 2009 Cuma
Şişeyi piç ettim be Demim.Sen şu dakiklarda uyumaktasın ama gel gör ki sabahın 7.32 sinde hala içmekte bu şahsiyet.Borcum olsun sana yarım şişe.Olamasa da helal edersin sen Demim.Başladımı ipin ucu kaçıyor bilirsin.Uykuda geldim öptüm uyanmadın bile:)Seni gidi seni:).Bu satırlarda sana hitabendir.Kapatmadan bir yazayım dedim.Tatlı rüyalar dünyanın en tatlı varlığı.Rüyanda kabusun olayım İnşallah:P:D Yarın okutacağım sana bunu melek.Haydi eyvallah.Kuzum ortalığı bok götürüyor yarın ben temizliycem:)Öptüm.Mucuk muahhhh...
Bir kaç küsur saat önceden gelen bir kaç küsur bardak votkanın ardından bir buçuk kutu ekstra ve ardından yedinci bardak votka.Bu bünye hala yazabiliyor,düşünebiliyor,konuşabiliyor,çatır çatır yazabiliyor;yazacak ve hala ayık.
Alkol var ama ciddiymişiz be abi.
İçtikçe içesi geliyor insanın.Çakırkeyif olmuşuz,yalnızmışız,hafif başımız dönüyormuş falanmış filanmış ben dahil kime ne,bana ne...Dünyanın kahrını neden çekeyim ki ben?İçtikçe içesi geliyor insanın...
Ne olmuş artık sevgilim değilsen?Hayatına başka bir kadın girse ne olmuş?Sen dahil dünyanın çapının içine aldığı hiç bir şey umurumda değilken,artık sevgilim değilsen ne olmuş?Biri gider biri gelir..Koy götüne rahvan gelsin.Sallamışım cehenneme kadar yolu varmış.Cehenneme gitmiş gitmiş gelmişin.Bana ne,kime ne veya sana ne?Sayın bay S@lash sorarım sana kime ne he kime ne?BİTTİ,tamam bitti..Takıyor muyum?Belki bazen,ara sıra bazı bazı,gelme istemem gönlüm buna razı.Seviyorsam ben seviyorum dünyadaki sıradan varlık.Kendini Sl@sh ile bütünleştirmiş Sweet Child O'mine modunda takılsan level level kızlara atlasan ne olur,sen insan olamadıktan sonra?Dünyada dostun dediğin varlıklar seni takmıyorsa ben niye takiyim?Hep sen mi milleti morartacaksın?Birazda sen morar?Sekiz Nisan 2009 sana ne hatırlatıyor,sabah saatleri?My best,last,old friend seni nasıl morartı,kızarttı,karattı,oldun mu şimdi mosmor?Takıl sen bu modda bir süre şizofren hayatında..Sonra hayatına bir hatun girer bana yaşattıklarını yaşatır sana.Sen de elbet bir gün mosmor olacaksın,yerin en dibinden kendine bir katman seçip ikamet edeceksin.ARTIK SEVGİLİM DEĞİLSİN,DOSTLUĞUMUZ FALAN HER BİR HALT DA BURADA BİTSİN.Ben yerin dibinden çıkıp seni beynimde bitireli belki yirmi dört saat olmuş olabilir ama ben seni bu cümlelerimle bariz bir şekilde morarttım.Piç olacaksın bu dünyada yeri geldimi.Birinci altın kural bu.Hadi bana eyvallah bundan fazla muhabbet beni bozar.
Dipnotcuklar:
Bu satırları yazarken arka fonda çalmakta olan şarkı:Aslı-Artık sevgilim değilsin.
Yapımda ve yayında emeği geçen her dostuma,arkadaşıma,düşmanıma teşekkürlerimi sunarım.
Çok içtim abiciğim,hatta bokunu çıkarttım yani(affedersiniz).Ama bir sebebi var ki içiyoruz dimi?Maksat kafalar hoş olsun,boş olsun değil.Maksat unutalım,unutturalım,biraz kopalım hayattan..Yaşadık ve bitti abiciğim bu kadar basit.Yaşadık ve bitti ötesi yok.Ne siz sorun ne ben söyleyeyim.Duyan duyduğuna bin pişman,duymayan her ne kadar duymak istese de.İçerim arkadaşım,dostum,kardeşim.Ben içmezsem,sen içmezsen,falanca filanca içmezse nasıl zengin olur bu tekel.Tek eldeyiz işte içiyoruz ve beynimiz teke tek savaşıyor.Yalansa yalan deyin.Deyin çekinmeyin.Ben içmeyeceğim de sen mi içeceksin benim yerime?Sen içsen ben ne anlayacağım senin içtiğinden,diyelim bir şeyler anladım anladığım ne olacak?Anladığım şu olacak;abiciğim bu benim kadar bile dayanamadı 5 bardak votkayla bilmem kaç küsur birayla sızdı köşede.Ben bilmem kaç küsur bardak bilemem ne zıkkımıyla bunun derdini çekiyorum.Yok abiciğim içerim güzelleşirim.Açarım fonda bana eşlik edecek bir parça o çalar ben içerim o çalar ben içerim.Maksadım kimseyi germek değil benim.Maksadım baaaazııı şahıslara bir mesaj vermek.Anlayan anlar,anlamayan beynine bir kez reset atar anlamaya kasar kendini.He tüm bütün bular işe yaramazsa anlamaya kasma kendini anlayamazsın."Anlayana sivrisinek saz,anlamayana davul zurna az" demiş sayın büyüklerimiz.O yüzden bütün bunları yapıp da anlamıyorsanız hiç ama hiç kasmayanız kendinizi.Büyütmeyiniz gözünüzde.Alt tarafı basitten bir yazı.Deli dürttü yazıyorum işte aklımdan geçenleri.Ha birde şu var;Klasik benimle artık iç içe geçmiş ortaya birden fırlayan bir olgu,'Madde mi ağır mana mı?'.Yerine göre her ikisi de ağır arkadaşım.Madde şu anda o kadar ağır ki manaları bir bir fırlatıyor beynimden.Ha yanlış anlaşılmasın ben madde bağımlısı falan değilim.Benim en iyi dostum içkim,sigaram onlara da terk ederdi olmasa param:)Şu anda madde o kadar ağır ki affedersiniz kıçımı yerinden kaldırıp yatmaya bile gidemiyorum.Yerime çökmüş durumda,Kadıköy semalarında,bir öğrenci evinde ne yazdığımı bilmeden bu yazıyı yazmaktayım.Yazdıklarımda bir anlam bütünlüğü aramanız büyük bir hata olur.Ne anlam var ne de bütünlüğü çünkü.Lafı uzatmayacağım;kısacası sarhoşum ama ciddiyim,kafamda milyonlarca tilki birbirini yiyor.Aşk,korku,nefret,özlem üçü bir arada.Yazdım işte arkadaşım.Kendine pay çıkaran çıkartır,çıkartmayan hadi lan oradan der geçer...Dipnot:Can alıcı tek bir ifade Okyanustaki Rüzgar'dan esinlenerek yazılmıştır(Kafa bir dünya ama ciddiyim,Sarhoşum ama ciddiyim ve asılı Alkol var ama ciddiyim).Saygılarımla..
Yalnızlığa bağlı olmamın sebebini sorup duruyorum kendime, yalnızlığı neden bu kadar çok seviyorum? İnsanlar, kalabalık, sokaklar, meydanlar beni neden bu denli korkutuyor? Düşünüyorum, fakat bir cevap bulamıyorum sorularıma. Cevap aradıkça beynimin içinde debelenip duran düşünceler beynimi yiyip bitirmeye başlıyor. Bir yerden sonra düşlenmiyor, düşülmekten korkmaya başlıyor ve yalnızlığıma giderek bağlanıyordum.
Bunca zaman hayatla iç içe bir yaşantıdan mı yorulmuştum? Neydi içimdeki bu yalnızlık aşkının sebebi? Neydi evden çıkmaktan beni bu denli korkutan? Dışarıdaki hayat her şeye rağmen güzeldi oysa yaşamaya, tatmaya değerdi. Beni bu güzel hayattan mahrum bırakan sebep neydi? Cevabımı bulamıyordum hala, hala yalnızlıkla iç içe süren hayatımdan kopup kendimi dışarı atamıyordum. Korkuyordum, ama neden korktuğumu bilmiyordum. Nedenini bilmediğim bir şeyden korkmak beni daha çok korkutuyor, her geçen dakika yalnızlığıma daha çok bağlanmama sebep oluyordu.
Düşüncelere daldığımda bedenim uyuşuyor, beynim durma noktasına gelecek kadar yavaşlıyordu. Uyku; tatlı gelen tek şeydi bana bu yalnızlığa âşık hayatımda. Yorulmuştum besbelli hayatın durmak bilmeyen çarkından, yavaşlayıp durmaya bir süre dinlenmeye ihtiyacım vardı. Ama neden, neden genç yaşımda bu denli soğumuştum hayattan bilemiyordum.
Düşündükçe göz kapaklarım ağırlaşmaya başladı, gözlerimi açamayacak kadar yormuştu beni düşünmek. Soğuk yatağımda buldum kendimi, ışığı yok denecek kadar azalttım. Karanlık; karanlığı seviyordum. Yalnızlığıma yalnızlık katıyor, beni rahatlatıyordu. Düşünceler beynimden uzaklaşmaya başlamıştı nihayet, soğuk ve karanlık odamda uykunun tatlı kollarına bıraktım kendimi.
Ertesi sabah karanlık ve beni rahatsız eden bir güne uyandım.
Yalnızlığımı selamladım önce her zamanki gibi. Kendimi zorlayarak yatağımdan çıktım ve banyoda buldum kendimi. Adeta kusmak istiyordum, boğazımda kekremsi bir tat, içimde dışarı çıkmak için çırpınan bir zehir vardı sanki. Suyu soğuğa çevirdim, yüzüme var gücümle bir kaç kez boca ettim buz gibi suyu. Soğuk; soğuğu severim. Beni ayık tutar, düşüncelerimi dondurur, içimdeki zehri temizler. Soğuk, yalnızlık, karanlık; yeni günü reddedercesine haykırıyorlardı hep bir ağızdan. Yeni günü reddediyorlardı ama başlamışken yarıda bırakmak olmazdı. Korkularımın üstüne gidecektim bugün, sabah kalktığımda ilk buna karar vermiştim. Mutfağa doğru yöneldim, bir kahve hazırlayacaktı beni yeni güne. Karnımın guruldayışına aldırmadan tek bir hamle ile ocağın altını yaktım ve suyun kaynayışını izledim dakikalarca. Hazır kahve paketlerinden bir tanesi boşalttım en sevdiğim kupama. Suyun sıcak buharını yüzümde hissedinceye kadar kaynattım, ocağın altını kapatmamın hemen ardından yüzüme vuran bu sıcaklık yeni bir düşünceyi düşürdü aklıma.' Yalnızlığa alışmaktan korkmak! ' Yalnızlık bile korkutuyordu artık beni. Sıcak bir kahve bu düşünceyi de söküp atacaktı kafamdan. Vücudumun nikotine, kafeine ihtiyacı vardı belki de. Kahvemi hazırlayıp evin en sevdiğim mekânı olan odama doğru hızlı adımlarla ilerledim kapıyı yavaşça kapatıp sandalyeme kuruldum. Kahvemden bir yudum aldığımda içimin ısınmasıyla beraber içimdeki soğuk boşluk yerini sıcak bir nahoşluğa bırakmıştı. Sigaramı yaktım, derin bir nefes çektim içime. Yeni güne hazırdım artık. Sigaramı söndürüp kahvemden bir yudum aldıktan sonra dolabıma doğru yöneldim. Üzerime ilk bulduğum kıyafetlerimi geçirip söyle bir baktım aynada kendime, iyi görünüyordum. Cüzdanımı, telefonumu, sigaramı, çakmağımı ve anahtarımı çantama attıktan sonra artık dış dünyada küçük bir gezinti yapmaya hazırdım, hiç olmazsa ben öyle sanıyordum. En rahat ayakkabılarımı giyip kapıyı yavaşça açtım. Apartmanın soğuk ve az ışıklı havası beni içine çekti. Soğuk ve karanlığa hayır diyemezdim. Kapıyı ardımdan yavaşça kapattım, merdivenleri ikişer üçer indim hızlıca. Sokak kapısı görüş alanıma girdiğinde içime bir sıkıntı düştü, korkularım; üzerine gitmek zorundaydım, bunu başarabilirdim. Yavaşça açtım kapıyı dışarıda soğuk fakat aydınlık bir hava vardı, sokaklar bomboştu, saatime baktım sabahın yedisiydi daha. Dükkânlar yavaş yavaş açılıyor, sokaktan işine gitmek üzere yola çıkmış tek tük insanlar geçiyordu. Benim gidecek bir yerim yoktu. Biraz düşündükten sonra her zaman bana huzur veren semte gitmeye karar verdim. Yürüyerek çok yakın bir mesafedeydi ne kadar korkutucu olabilirdi ki? Sokak merdivenlerini indikten sonra yavaş fakat uzun adımlarla yoluma koyuldum. Korkularımı bastırmayı başarmıştım biraz da olsa! Yolda en iyi arkadaşım sigaram eşlik etti bana. Meydana vardığımda karnımın ne kadar aç olduğunu fark ettim. Körünün ayağında duran yaşlı, emektar simitçi amcadan bir simit ısmarladım kendime. Az bir yolum kalmıştı, etraf kalabalık değildi. Rahat ve emin adımlarla devam ettim yoluma. Köprü merdivenlerini yavaşça çıktım bir yandan da gevrek simidimden bir kaç ısırık aldım. Bu tadı özlemiştim. Köprüyü aştıktan sonra huzur bulduğum semte gelmiştim. Biraz yürümek iyi gelecekti. Beş on dakika geçmişteki güzel anılarımı düşünerek yoluma devam ettim. İçim rahattı, öfkeli kalabalıktan uzaktım ve sokaklarda tek başınaydım. Bu beni inanılmaz derecede rahatlatıyordu. Yürümekten yorulunca bir banka attım kendimi, bir sigara yaktım, etraf kalabalıklaşıyordu. Kalabalık git gide arttıkça içimdeki korku, sıkıntı, endişe üçlüsü 'EVE DÖN SOKAKLARA AYİT DEĞİSİN!' diye haykırdılar hep bir ağızdan. Paniğe kapıldım, ne yapacağımı bilmiyordum. Öfkeli kalabalık giderek artıyor, bense kalabalığın içinde tek başıma çırpınıyordum. Bu kez hızlı ve büyük adımlarla kaçmaya başladım. Meydan kalabalık olmalıydı. Oradan geçmeye mecburdum. Bir sigara yaktım ve hızlı adamalarla yoluma devam ettim. Korkuyordum, başımı önüme eydim ve hızlıca kalabalıktan sıyrılmak istercesine eve doğru koşmaya başladım. Sigaramın elimden kayıp gittiğini bile fark etmeyecek kadar korkuyordum. Sonunda mahallemdeydim, eve doğru koşmaya devam ettim. Kapıya vardığımda içimdeki korku yerini hızlı hızlı çarpan ve göğsümden çıkacakmışçasına beni zorlayan kalp atışlarına bıraktı yerini. Telaştan çantamdaki anahtarı bulamıyordum. Bir kaç hamleden sonra hızlıca anahtarı çıkartıp kapını deliğine yerleştirdim, bir hamlede çevirdim. Apartmandaydım artık , 'GÜVENDESİN!' diye haykırdı içimdeki sıkıntı, korku, endişe üçlüsü. Biraz olsun rahatlamıştım. Evime doğru merdivenleri hızla çıktım. Kapıyı yavaşça açıp doğruca odama yöneldim. Ev halkı hala uyanmamıştı, sesiz ve sakin olmalıydım. İçimden çığlık atmak geçiyor ama azımı açamıyordum. İlaçlarım; içmek zorunda olduğum küçük renkli mutluluk hapları. Masamın üzerinde uzun süredir duran ilaçlarımı avucuma doldurup boğazımı yakacağını bile bile ağzıma yerleştirdikten sonra bir bardak su ile mideme yolladım. İçim yanıyordu, o kadar acı bir tattı ki azımda bıraktığı yine kusmak istemem sebep olmuştu. Yatağa uzandım sakinleşmek için derin derin nefes almaya başladım. Kalbim yavaşlıyor, ellerim uyuşuyor, beynim duraksıyordu. Düşünceler, korkular içimden uçup gitmeye başladı. Beynim ve ruhum simsiyah bir boşluğa dönüştü. Hoş geldin yalnızlığım sözcükleri azımdan çıktıktan sonra, tatlı uykuma daldım...
Zırvalayan:
Özge Çatal
Zaman:
23:29
9 Nisan 2009 Perşembe
Öfkem size değil dostlarım,arkadaşlarım..Öfkem bu ülkeyi bu hale getiren,sokakta elini kolunu sallaya salaya gezen,meclis koltuğunda boşuna yer işgal eden;işini adam gibi yapmak yerine yolsuzluk,haksızlık,dolandırıcılık yapan insanlara benim öfkem.Toplumun büyük bir kısmının içinde bulunduğu bu kalabalık her geçen gün hızla artıyor ve kimse engel olamıyor bu nereye gittiği belli olmayan kalabalığa.Aslında zamanında durdurulabilinecek durumdaydı bu kalabalık fakat millet o zaman daha uyanmamıştı derin uykusundan.Vatanımızın her köşesi,her toprağı parsel parsel satılırken biz derin bir uykudaydık dostlarım.Top patlasa uyanmazdı bu millet.Uyuttular, bizde kuzu kuzu uyuduk!Şimdi ne oldu da uyandık,ne oldu da aklımız başımıza geldi sorarım size?Baktık ki ülke elden gidiyor bir şeyler yapalım mı dedik?Uyandık mı yoksa hala uyuyor muyuz?Aklımızın başına gelmesi için daha nelerin satılması gerekiyor,nelerin elden gitmesi gerekiyor?Bizi de birer koyun gibi hepimize bir kelle kağıdı verip Amerika'ya sattıkları zaman mı uyanacağız?Yoksa o zaman da uyanmayıp kuzu kuzu teslim mi olacağız ülkemizi bölüp,parçalayanların eline?Nere gidiyoruz dostlarım sorarım size?Ülkemizi bölüp ,parçalayıp dağıtıp parsel parsel satan devlet büyüklerimiz bizi nereye götürüyor?Zamanı gelmedi mi artık bu gidişata bir son vermenin ,bir dur demenin?Zamanı gelmedi mi artık uyanmanın?Onca şehit,onca kan,onca suçsuz insanın boş yere suçlu bulunması uyandırmadı mı sizi?Sayın Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın 'Laiklik ile din bir arada olmaz!' sözünü ne çabuk unuttunuz?Sayın Başkanın sarığı ile, cüppesiyle ile gazetelerdeyerini alan fotoğraf karesi ne çabuk silindi aklınızdan?Bizler uyudukça laiklikte gidecek elden ,ATATÜRK'ÜMÜZÜN bize bıraktığı bu topraklarda.Uyanmayacak bu millet,bölünüp parçalanmadıkça,iç savaş çıkmadıkça,ülkemizin her köşesi parsel parsel satılıp satılacak bir şey kalmayıncaya kadar uyanmayacak bu millet.ATAMIZ'IN 'Ya İstiklal ya Ölüm!' sözünü ne çabuk unuttunuz?Ne çabuk silindi aklınızdan İstiklal ve Kurtuluş savaşı?Ne çabuk silindi aklınızdan verdiğimiz onca Şehit?Uyan Türkiye'm uyan ey millet.Vatanı satanları,ananı da al git diyenleri barındırma meclisimizde.Uyan geç olmadan ki bu öfkeli kalabalık dağılsın,uyan ki ATAMIZ'IN kemikleri daha fazla sızlamasın.Muhtaç olduğumuz kudret hala damarlarımızdaki asil kanda mevcut,ve hep var olacak.Bu ülke ipliği pazara çıkartılacak bir ülke değildir,bu ülkenin her toprağında binlerce şehidin kanı,binlerce annenin göz yaşları olan paha biçilemez bir ülkedir.Özgürlüğümüzün,vatanımızın,laikliğin bedeli bu kadar ucuz olamaz.İzin vermeyelim,dur diyelim bu gidişe dur diyelim ki vatanımızı bizden almasın iki kuruşluk insanlar ,dur diyelim ki LAİK TÜRK MİLLETİ özgürce ilelebet yaşsın!
Tırnaklarımla sıktım çarşafı, Acım dinsin diye sensizliğin son akşamında. Gözyaşlarımı aradım, Gdişinin ardından hiç durmadan ağlayabilmek için. Saate baktım, Sabahın kör karanlığını yanlızlık geçiyor,ÜŞÜORUM. Bir sigara yaktım,derin bir nefes; Dumanı içimdeki özlemi alıp uzağa götürmüyor. Uyunmamış gecenin,uyanmayan sabahı; Martılar beni konunu bir kez daha duymak için sahile çağırıyor. Durumumu izah edemiyor hiçbir arguman, Acımı kat kat arttırıyor Kadıköyün aydınlanmamış sabahı. Seninle hiç yürümediğimiz yollar ne hikmetse buram buram sen kokuyor; Söyle,benim aklım bunu almıyor? Şimdi tam bu saate,tamda burda maddemi ağır basıyor mana mı? Ya da ikisi birbirinin içinde harmanlanıp ANLAMSIZLIĞI mı oluşturuyor? Sokak lambaları bir bir sönüp,güneş doğarken; Benim içime neden karanlık çöküyor? Seni böylesine sevmekmi zor? Tenin de yabancı ellerin gezindiğini bilmek mi? Hepsi acı aslında. Onbeş dakika uzağımda güne merhaba demeye hazırlanan adam, Neden dünyanın öbür ucunda? Acılarımı al,hüzünlerim ve mutuluklarım da senin olsun, Kokunu da sök at sahilden. Bana bir tek şeyi ver;'SEVGİMİZİ.' Yalanlar daha yalan olmadan, Umutlar uzaklarda kaybolmadan acele et. Geç olmadan yetiş imdadıma. Seni sen kokan sokaklarda gözümü kırpmadan bekleyeceğim, Ta ki bu limandan gitme vakti gelinceye kadar..
Ne kadar garip bu hayat;hayatınızda en güzel en unutulmaz günü ve en kötü en berbat,en boktan günü düşünün.Ve bu iki günü de hayatınızda hep aynı tarih ile hatırlayacağınızı düşünün..Ya var ya yok...Dün var bugün yok,yarın hiç yok.Acı değil mi?Boşver be kızım daha iyisini bulursun sen,herşey beyinde biter.Önce beyinde biter ardından bütün hücrelerinde..Yavaş yavaş akıtılacak zehir kandan..Dünü unutup yarına bakma vakti şimdi..Yaşayabileceğim,yenebileceğim bu mikrobu..Umut var,ışık çok yakında görüyorum...Işık bekle beni,ben geliyorum..
Belki güneş bir gün bizim için doğar Belki korkuları hayallerimiz boğar O masal günü gelinceye kadar; susuyorum Susadıkça yüzün düşer aklıma Korkar oldum düşlemekten... Adını anarım çoğalır sesim Konuşmaktan düşünmekten özlemekten Kimse kimsenin herşeyi olamaz-mış Di'li geçmişten tek yaramsın sen Sensiz kimse mi kimsesiz miyim bilmem Hiç bilmek istemem; Hatta düşünemem Gel bak bir elimde gökyüzü var hala Ötekinde kayıp giden yıldızlar la la Korkular da benim umutlar da Beni bırakma....
Ya da bırak ne farkeder ki bu saaten sonra,çek git,dönme sakın!BİTTİ,senin vedandı.Sen gittin ve bitti...Ama benim hala bir elimde gökyüzü,diğerinde de yıldızlar var...Beni bırak ya da bırakma...La la la...
Pesimist değil, oldukça optimist... Dışardan bakıldığında çok karamsar
dursa da, içinde rengarenk çiçeklerle bezeli bahçeler var... Gözlerinde
bir damla yaş olsa da, yüzünde hep gülücük var.. İçinden haykırmak
gelsede karanlığa aydığınlığı, dahaca kapanmamış çok büyük bir
karanlığı var... Dünü hoş değildi ama bugünden, yarından hala umudu
var...